Zeynel Emre: “19 Mart Bir Darbe Sürecidir; Milli İradeye Yapılan Bu Saldırıya Karşı Yol Haritamızı Belirledik!”

20.04.2026

CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Genel Başkan Özgür Özel'in, ara seçim başlığıyla siyasi partilerle yaptığı temasları hatırlatarak, "Bu kapsamda yarın grup toplantımızı gerçekleştirdikten sonra çarşamba günü Meclis Başkanıyla bir görüşme gerçekleştirecek. Ankara'da belediye başkanlarımızla cumartesi gününe bir toplantı tertipleyeceğiz. Yine bu hafta içerisinde milletvekili arkadaşlarımızla Genel Başkanımız yaşanan darbe süreciyle ilgili görüş alışverişinde bulunacak. Ve önümüzdeki pazartesi günü de en son Parti Meclisi toplantısı ve MYK toplantısı gerçekleştireceğiz. Bundan sonraki ortak akılla oluşan yol haritamızı sizlerle paylaşacağız" dedi.

CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi'nde düzenlediği basın toplantısında, “Biz milli iradeye inanan insanlarız. Milletin bize verdiği iradeyi, milletin bize verdiği mührü ancak millet geri alabilir. Bunun dışında olanlarla ilgili düşüncemiz nettir. Milli irade çiğnendiği anda orada bir darbe mekaniği çalışıyor demektir. O nedenle kimse bizi bırakıp, yılıp gideceğimizi düşünmesin. Biz almış olduğumuz belediyelerle birlikte sonuna kadar halkımıza her türlü engellemeye, her türlü haksız hukuksuz operasyona rağmen verilen görevi en iyi şekilde yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yurttaşları, saat 20.00’de yapılacak Ataşehir mitingine davet eden Emre, son dönemde CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar ve ara seçim gündemiyle ilgili önümüzdeki hafta yapılacak toplantılara ilişkin bilgi verdi.

Genel Başkan Özgür Özel'in bir süredir ara seçim başlığıyla siyasi partilerle yaptığı temasları hatırlatan Emre, şöyle konuştu:


ATAŞEHİR MİTİNGİ VE ANKARA ZİRVELERİ

Değerli arkadaşlar, Türkiye olağanüstü bir süreçten geçmektedir. Türk siyasi tarihinde 19 Mart önemli bir dönüm noktasıdır. 19 Mart'la birlikte Türkiye bir darbe sürecine girmiştir. Tıpkı geçmişte olduğu gibi bu darbe süreci de geçmiş birçok darbe sürecinde olduğu gibi dış bağlantılıdır. Geçmiş haftalarda, geçen haftalarda yapılan açıklamalar bunu göstermektedir. Dışarıdan icazetlidir. Türkiye'de milli egemenliğe dayalı bir cumhuriyetin varlığı istenmemektedir. Bir monarşiden bahsedilmekte ve Türkiye Cumhuriyeti devletin idaresi bir ailenin, bir zümrenin eline bırakılmak istenmektedir. İçinde bulunduğumuz atmosfer budur. Bu kapsamda tabii yurt dışında Sayın Genel Başkanımız önemli toplantılara katıldı ve o toplantılardan sonra Ataşehir Belediyemize yapılan operasyon kapsamında bugün yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisindeki toplantıyı iptal edip İstanbul'da burada bulunan Genel Başkanlık Çalışma Ofisinde olağanüstü bir MYK toplantısı gerçekleştirdik.

Toplantıda içinde yaşadığımız süreci ele aldık. Bundan sonra yapacaklarımız konusunda bir yol haritası çıkarttık. Bu kapsamda öncelikle tabii bugün Ataşehir'de büyük bir miting gerçekleştireceğiz saat 20.00'de tüm demokrasiyi sevenleri, İstanbulluları, milli iradeye sahip çıkanları, 19 Mart'tan bugüne kadar bizlerle birlikte yol arkadaşlığı yapan Cumhuriyet sevdalılarını Ataşehir'e bekliyoruz. Önce bunu ifade edelim.

İkincisi, yarın tabii Salı günü grup toplantısı. Olağan grup toplantısını Sayın Genel Başkanımız gerçekleştirecek. Bir süredir ara seçim başlığıyla siyasi partilerle yapmış olduğu temaslar vardı Sayın Genel Başkanımızın. Bu kapsamda yarın grup toplantımızı gerçekleştirdikten sonra Çarşamba günü meclis başkanıyla bir görüşme gerçekleştirecek. Perşembe biliyorsunuz 23 Nisan. 23 Nisan'ın anlamı bizler için çok önemli. Hem milli egemenliğe vurgu yapılması, hem de içinde bulunduğumuz ortam açısından çok daha büyük önem arz eden dünyadaki tek çocuk bayramı olması. Son günlerde, son haftalarda yaşadığımız o büyük acılara rağmen o bayramı da kutlayacağız ve o gün mecliste yine Genel Başkanımız halkımıza hitap edecek. İçinde yaşadığımız bu durum, bu darbe süreci ve belediyelerimize yönelik operasyon kapsamında 23 Nisan'daki belediye başkanlarımızın yapmış olduğu, yapacağı rutin törenler ve rutin işlerden sonra kendilerini Ankara'ya davet edeceğiz. Ankara'da belediye başkanlarımızla Cumartesi gününe bir toplantı tertipleyeceğiz ve belediye başkanlarımızın hepsiyle yaşanan süreçlerle ilgili görüş alışverişinde bulunacağız.

Yine bu hafta içerisinde aynı zaman diliminde meclisteki milletvekili arkadaşlarımızda belirli gruplarla birlikte Genel Başkanımız yani milletvekili grubunu onarlı 15'erli bölecek şekilde davet edip dinleyecek ve yaşanan darbe süreci ile ilgili görüş alışverişinde bulunacak. Önümüzdeki dönem yapılması gereken işlerle ilgili konuşulacak. Ve önümüzdeki Pazartesi günü de en son Parti Meclisi toplantısını yapacağız ve bir MYK toplantısı gerçekleştireceğiz. Bundan sonraki yol haritamızı somutlaşmış son bir haftadaki ortak akılla oluşan yol haritamızı sizlerle paylaşacağız.

İSTİFA İDDİALARINA YANIT: "MANSUR YAVAŞ İLE GÖRÜŞTÜK, İRADEMİZ NETTİR"

Ancak şunu baştan ifade edelim. Biz milli iradeye inanan insanlarız. Milletin bize verdiği iradeyi, milletin bize verdiği mührü ancak millet geri alabilir. Bunun dışında olanlarla ilgili düşüncemiz nettir. Milli irade çiğnendiği anda orada bir darbe mekaniği çalışıyor demektir. O nedenle kimse bizi bırakıp, yılıp gideceğimizi düşünmesin. Biz almış olduğumuz belediyelerle birlikte sonuna kadar halkımıza her türlü engellemeye, her türlü haksız hukuksuz operasyona rağmen verilen görevi en iyi şekilde yapmaya devam edeceğiz. Kamuoyunda belirli çevrelerde belediye başkanlıkları ve meclis üyeliklerinden istifa edilme yönündeki bazı konuşmaların geçtiğini görüyoruz. Bunlar gerçeği yansıtmamaktadır. Bizim böyle bir irademiz yoktur. Yeri gelmişken söyleyeyim. Sayın Genel Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'la da telefonda bir görüşme gerçekleştirmiştir. Kendisinin görüşlerini dinlemiştir. Kendisinin de alınan belediyelerle ilgili mühürleri teslim edelim ya da istifa edelim şeklindeki bir görüşü yoktur. Bu bütün görüşmelerden sonra ki kendisiyle yüz yüze de bir görüşme gerçekleştirecektir Sayın Genel Başkanımız Ankara'da. Dediğim gibi en son Parti Meclisi toplantımız ve sonrası MYK'da da süreçle ilgili yeni yol haritamızı sizlerle paylaşacağız.

"MONARŞİ ARAYIŞLARI VE BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ"

Şimdi kıymetli yurttaşlarımız, bakın biz bu sürece darbe süreci diyoruz ve yurt dışı destekli olduğunu, icazetli olduğunu söylemiştik. Geçtiğimiz hafta Amerikan Büyükelçisinin yapmış olduğu açıklama bizim içinde bulunduğumuz coğrafyadaki en iyi yönetimin demokrasi değil de monarşi şeklinde olması gerektiğine yönelik açıklama. Geçmiş tarihlerde 2003 yılında Condoleezza Rice’in Ortadoğu'daki liderlerin değişeceğini, yönetimlerin değişeceğini, 23 ülkede değişiklik olacağına yönelik açıklama, Büyük Ortadoğu projesi ve bu projenin eş başkanı olduğunu ilan eden, itiraf eden Sayın Erdoğan'ın varlığı ve birlikte topyekûn bir şekilde bu yaşadığımız süreç ülkede doğrudan bir milli egemenliğe yönelik saldırı olduğunu, milli iradeyi tanımamaya yönelik bir girişim olduğunun çok açıkça itirafıdır.

Yaşamış olduğumuz operasyonlar ve peşine çok ciddi kara propagandalarla karşı karşıyayız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkenin ilk partisi, milli mücadeleyi yürütmüş Mustafa Kemal Atatürk'ün öğrencileri olarak asla geri adım atmadan sonuna kadar demokrasiyi korumak, milli iradeyi, halk egemenliğini korumak için mücadele edeceğiz. Bu planların hepsi suya düşecektir. Gerçekleşmeyecektir. Geçtiğimiz hafta Genel Başkanımızın yapmış olduğu toplantılar, yurt dışındaki temaslar aslında aynı düşünenlerin aynı yerde, benzer düşünenlerin benzer yerde fotoğraf verdiği ibretlik bir durum olmuştur. Sayın Erdoğan dünyayı kana bulayan Trump ve Netanyahu ikilisi ile birlikte hareket etmektedir. Gazze kurulunda bulunması da bunun göstergesidir. Bizim Sayın Genel Başkanımız ise bunun karşısında duran liderlerle birlikte toplantılar gerçekleştirmiştir. Önceki Filistin başbakanıyla da kucaklaşmıştır. Dolayısıyla biz dünyada böylesine kapalı ıstırap veren rejimlerin değil, sağduyunun hakim olduğu, demokrasinin hakim olduğu bir dünya düzeni ve savaşların bulunmadığı bir dünya düzeni istiyoruz. Bu kapsamda mücadelemize devam edeceğiz.

YARGIDAKİ ÇÜRÜME VE KARALAMA KAMPANYALARI

Tabii burada bir şey daha ifade etmek isterim. Şu konuda da kimsenin şüphesi olmasın. Bu yaşadığımız süreç, olağanüstü uygulamalar, bir takım iş adamlarının tehdit edilmesi, ifadelerde, yargılamalarda görülmeyen uygulamaların bulunması, cezanın şahsiliği ilkesinin bertaraf edilmesi, savunma hakkına saygı duyulmaması, soruşturma ve kovuşturmalarda bizim partili arkadaşlarımızın yargılandığı dosyalarda lehe karar verenlerin hemen sürülmesi, aleyhe karar verenlerin ödüllendirilmesi ve bunlarla ilgili süreçler içerisinde kim varsa hukuk önünde elbette hesap sorulacaktır. Bunların hepsini tek tek takip ediyoruz. Ne yapılmak istendiğinin bilincindeyiz ve şu ana kadar da hep ifade ettik. Bizim 400'den fazla belediyemiz var. Vatandaşlarımız bilmektedir ki Türkiye'de yaklaşık 1400 belediye var. Bu belediyeler içerisinde seri bir şekilde Sayın Erdoğan'ın şu Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri silkeleyin talimatıyla birlikte harekete geçirip partimizin belediyelerine yönelik seri operasyonlar, soruşturma izinleri gerçekleştirilmiştir. Yine bugün baktığımızda geçtiğimiz günlerde Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik bir soruşturma izninin sudan sebeplerle verilmesi. Bugün de baktığımızda Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımıza yönelik bir soruşturma izninin verilmesi söz konusu ve yapılan açıklamalar tatmin edici değil. Aynı darbe sürecinin devamı olarak görüyoruz. Eskişehir belediyeciliği Cumhuriyet Halk Partisi açısından örnek bir belediyeciliktir. Dünyadaki belediye başkanlarının gelip ziyaret ettiği, belediyecilikle ilgilenen insanların, akademisyenlerin o şehirdeki başarıyı gelip incelediği bir yerdir. Dolayısıyla önceki dönemden bu başlayan belediyecilik anlayışı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Hanım tarafından da devam ettirilmektedir. Kendisi eski bir hakimdir. Çok titiz bir şekilde belediyeyi yönetmektedir. Çok başarılı bir şekilde yönetmektedir. Biz belgeleriyle birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde gerçekleşen tüm usulsüzlükleri, hukuksuzlukları, soruşturulması gerekenleri teslim etmemize rağmen hiçbir şey olmamıştır. 2025 yılına geldiğimizdeki bu baskı altındaki Sayıştay raporlarında dahi Gaziantep Belediyesinden tutun Erzurum, Trabzon, Samsun, Konya vesaire ne kadar belediye varsa büyükşehir, ne kadar usulsüzlükler olduğu yazılmaktadır. Bunlar bu yolsuzluk ve usulsüzlükler başlıklı toplantılarımızda ayrıyeten bunların detayına yer vereceğiz.

KARA PROPAGANDAYA YANIT: "OTEL GÖRÜNTÜSÜ İFTİRASI ÇÖKMÜŞTÜR"

Tüm bunların karşısında kara propaganda dedim. Neydi o? Operasyonlar başladığında operasyonlarda sanki ele geçirilmiş gibi olmayan şeylerden bahsedilmişti. En basitinden işte jammer ve jammer'ın taşındığı bavullarda paralar var denmişti. Soruşturmalarda gözaltına alınan isimlerle ilgili olmayan paralardan bahsedilmişti. Olmayan delillerden bahsedilmişti. Yok, parkelerin altında dolarlar dediler. Soruşturmada katiyen ele geçirilmeyen başka spot görüntüleri servis vererek sürekli bir algı operasyonuna giriştiklerini söylemiştik. Biz bunlar içerisinde Uşak Belediyemizin operasyon sonrasındaki bir görüntü ve görüntü sonrasında hemen, bakın hemen ilk MYK toplantımızda biz 14 günde bir MYK toplantısı yapıyoruz. Bu tip meselelerin konuşulacak yeri MYK'dır. Hemen oy birliği ile bir disiplin işlemi başlatılması konusunda karar vermiştik. Birkaç gün sonrasında usulü işlemler yapıldıktan sonra YDK’ya tedbirli bir şekilde dosyası gönderildi. Ki tedbirli gönderildiğinde o tedbir kalkana kadar ihraç olmuş gibi işlem görüyorsunuz. Bu kadar açıkken Uşak'la ilgili Cumhuriyet Halk Partisi'ne bize, biz yöneticilere bir kara propaganda yapılmaktadır. Bunun devamında da hakikaten insan anlatırken utanç duyuyor. Yani böyle bir çirkinlik, böyle bir kötülük efendim sözüm ona operasyonda otelde çekilen bir takım görüntüler varmış. Bu görüntülerde de işte Cumhuriyet Halk Partililer varmış. Bakalım onlar içinden neler çıkacakmış gibi türlü türlü iftiralar. Sanki oralarda bir otelde kayıt yapılmış gibi. Halbuki bakın elimizde orada yapılan soruşturmayla ilgili ilgili belge bilgiler vardır. Orada bir muhasebecinin bilgisayarında ele geçirilen görüntüler yurt dışından internet sitelerinden indirilen görüntülerdir. Türkiye'de değildir. Bir muhasebecinin kendi bilgisayarından çıkmıştır. Olayın Cumhuriyet Halk Partisiyle hiçbir ilgisi yoktur ve buna ilişkin dijital materyal inceleme ve çözümleme tutanağında bu vardır. Altında o görüntüler yer aldığı için o görüntüleri burada göstermemek adına altındaki kısmı burada göstermiyoruz. Ancak başlık budur. Burada görüldüğü üzere incelenen tutanak ve devamındaki görüntüleri belki özelde basın mensuplarına gösterebilirim ama ekranda göstermek istemedim. Bunların ne bir gizli çekim, ne bir şantaj, ne bilmem ne, ne Cumhuriyet Halk Partisi'nin herhangi bir yöneticisinin zerre ilgisi yoktur. Ama öylesine bir ahlaksızca saldırı altındayız. Öylesine büyük bir kara propaganda altındayız. Yani toplum nezdinde son bir yıldır hem son yerel seçimde birinci parti olmamız, hem son bir yıldan beridir Türkiye'nin birinci parti pozisyonunda bulunmamızı sindiremeyen bir akılın yapmış olduğu büyük bir kötülük vardır. Dolayısıyla tüm bunlara baktığımız zaman burada da gösterdim incelenen laptop bilgisayarın yani marka modeli ne kadar email numarasına kadar yazmaktadır bir muhasebeciden çıkan. Tüm bu kirlilik karşısında biz sağduyumuzu koruyarak, ülkemizin üstün menfaatini koruyarak mücadeleye devam edeceğiz. Bizim mücadelemiz tarihi bir mücadeledir. Bizim mücadelemiz 100 yıllık cumhuriyet. 100 yılı geçtik. 103. yıla geldiğimiz cumhuriyetin kapanmak istenmesi ve bir monarşiye dayalı bir düzenin hayata geçirilmek istenmesine yönelik bir akılla mücadeledir. Bizim mücadelemiz iyi ile kötünün mücadelesidir. Haklıyla haksızın mücadelesidir. Dolayısıyla biz burada davamızda haklıyız. Biz partili arkadaşlarımızla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu kadar saldırıya uğradığı bir ortamda gücümüze güç katarak, üye sayımızı her gün arttırarak meydanlarda, mitinglerde yurttaşlarımızla konuşmaya devam edeceğiz. Hiç kimse şunu beklemesin bizden. Bir yanıyla da Türkiye'nin gerçek gündemi, Türkiye'deki çocukların durumu, Türkiye'deki kadınların durumu, emeklilerin durumu, asgari ücretlilerin durumu, yaşadıkları acılar ve buna karşın patlayan skandallar, bütün bunları ifşa etmeye devam edeceğiz. Nasıl bir Türkiye hayali olduğunu, nasıl yöneteceğimizi anlatmaya devam edeceğiz.

SUSURLUK BENZERİ SKANDAL: GÜLİSTAN DOKU OLAYI

Bakın bugün Türkiye Susurluk benzeri bir skandalla karşı karşıyadır. Susurluk benzeri bir skandaldır Gülistan doku olayı. Düşünebiliyor musunuz bir şehirde bir genç kız katlediliyor. O genç kızın soruşturulduğu dosyalarla ilgili soruşturma evrakları içinden çıkartılıyor. İçinde emniyet görevlileri var. Bu devletin valisi var. Sırtı sıvazlanan, bu iktidar döneminde görevlere getirilen, terfi görevlerine getirilen, başka illere vali olarak gönderilen ve gencecik bir kız çocuğunun yaşamından koparıldığı, buna karşılık Sağlık Bakanlığı'nın verilerinin çıkartıldığı, gizlendiği, email iletişim numaralarının ve HTS kayıtlarının saklandığı, kamera kayıtlarının söküldüğü, göstermelik olarak bütün bunları yapanların birden fazla kez baraj boşaltarak, intihar etti propagandası yaparak bu ülkeye verdiği maddi manevi kayıp çok büyüktür. Büyük skandaldır. Biz bu iktidar döneminde çeyrek yüzyıllık AK Parti iktidarı döneminde çok hukuksuzluk gördük. Çok yargılamalarda haksız tutuklanma gördük. Ama son yıllara geldiğimiz zaman öylesine büyük bir çürüme var ki adliye gidiyorsunuz. Adli emanetten altınlar, paralar çalınıyor gidiyor. Teslim ettiğiniz kişi. Adliye gidiyorsunuz. Gaziantep adliyesinde mübaşirinden tut da görevlisine kadar uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor. Adliyeye sığınıyorsunuz. Adliyenin yapmadığı usulsüz kalmamış. Canınız gitmiş. Ailenizden biri kaybedilmiş. Görülmedik usulsüzlük kalmamış. Mutlak bir çürümenin altındayız. Bu düzen böyle gitmez. Bu düzen elbette değişecek değerli arkadaşlar.

Ben katıldığınız için teşekkür ediyorum. Varsa sorularınızı alabilirim.

Soru- Mansur Yavaş'ın bir önerisi oldu mu somut?

Zeynel Emre- Sayın Genel Başkanımızla konuştular. Yani çeşitli önerileri var. Yüz yüze de buluşacaklar ama daha evvel söylediğim gibi, toplantıda ifade ettiğim gibi kamuoyuna yansıyan şekilde hani belediye başkanlıklarından istifa edelim, meclislerden istifa edelim gibi bir düşüncesi söz konusu değil.

Soru- Peki nedir talebi? Yani önerisi nedir? Telefonda bu görüşüldü mü?

Zeynel Emre- Tabii şimdi yapılması gereken, bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili görüşleri vardır. Bunlar görüşüldü ama dediğim gibi tüm belediye başkanlarıyla yapılan toplantı, milletvekilleriyle yapılan toplantı en son partinin kurultaydan sonraki en yüksek karar organı Parti Meclisinde toplantı yapılacak ve peşine yapılan MYK toplantısıyla birlikte yeni yol haritamızı sizlerle paylaşacağız.

Soru- Genel Başkan sıcak baktı mı bu konuya?

Zeynel Emre- Önerilerin hepsi kıymetli tabii. Ama çok böyle temelde çelişen görüşleri yok. Öyle ifade edelim.

Teşekkür ederim arkadaşlar.