04.03.2026
- “MADENCİNİN EMEĞİ BU ÜLKENİN ONURUDUR”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının maden sahalarında uzun vadeli güvenliği, emeğin haklarını ve doğayı geri plana ittiğini belirterek, “Her kriz; iş cinayetleri, hak kayıpları, çevre tahribatı ve bölgesel yoksullaşma olarak milletimizin karşısına çıkıyor” dedi.
Karasu, “Madencilik yeniden kamusal akıl ve toplumsal sorumluluk temelinde ele alınmalıdır. O karanlıkta üretilen emeğin onurunu korumak hepimizin görevidir” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının maden sahalarında uzun vadeli güvenliği, emeğin haklarını ve doğayı geri plana ittiğini belirterek her krizin; iş cinayetleri, hak kayıpları, çevre tahribatı ve bölgesel yoksullaşma olarak milletin karşısına çıktığını vurguladı. Karasu, “Madencilik yeniden kamusal akıl ve toplumsal sorumluluk temelinde ele alınmalıdır. O karanlıkta üretilen emeğin onurunu korumak hepimizin görevidir” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, yaptığı yazılı açıklamada İzmir’in Kınık ilçesinde Polyak Madencilik işçilerinin hak arama mücadelesine yönelik güvenlik müdahalesine sert tepki gösterdi. Hak savunucusu bir avukat ile bir sendika yöneticisinin gözaltına alınarak tutuklama talebiyle sevk edilmesini “Türkiye’de madenciliğin içine sürüklendiği yapısal krizin yeni bir halkası” olarak değerlendiren Karasu, “Ücretini, toplu sözleşmesini ve güvenli çalışma koşullarını talep eden madencilerin karşısına müzakere masası yerine gözaltı ve yargı tehdidi çıkarılıyorsa, burada yalnızca bir işletme sorunu değil, büyüyen bir emek krizi vardır” dedi.
Karasu, son dönemde Türkiye’nin maden havzalarında tablonun ağırlaştığını belirterek; Soma’da hak arayan işçilerin, Zonguldak’ta ruhsatsız ocakların, Manisa ve İzmir’de süren eylemlerin, Sivas Divriği’de üretimin durmasının ve ülke genelinde binlerce işçinin işsiz kalmasının birbirinden bağımsız gelişmeler olmadığını vurguladı.
MADENCİLİKTE ÜÇ TEMEL SORUN
Madencilik ve enerji politikalarının uzun süredir “yerli ve milli” söylemiyle sunulduğunu ancak uygulamada kamusal üretimin zayıflatıldığını belirten Karasu, özelleştirme ve taşeronlaşma politikalarının istihdamı daralttığını, bölgesel ekonomileri kırılgan hale getirdiğini ve üretim kapasitesini gerilettiğini kaydetti. Karasu açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Türkiye’de madencilik üç temel sorunla karşı karşıyadır; Güvencesizlik ve taşeronlaşma, işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarının yetersizliği ve üretim politikalarının kamusal planlamadan koparılması. Denetimin zayıfladığı, kamusal sorumluluğun piyasaya terk edildiği her model iş kazalarını artırmakta, emeği değersizleştirmektedir.”
Madenciliğin sıradan bir sektör olmadığını vurgulayan Karasu, yeraltı ve yerüstü doğal zenginliklerin kamusal varlık olduğunu, yüksek risk içeren bu stratejik alanda güçlü kamu sorumluluğunun esas olması gerektiğini ifade etti. Karasu, “Özelleştirme ve taşeronlaştırma odaklı yaklaşım; kısa vadeli kârlılığı önceleyen, uzun vadeli güvenliği, bölgesel kalkınmayı ve yeraltının geleceğini geri plana iten bir sonuç üretmiştir. Maden sahalarında yaşanan her kriz; emeğin hak kaybı, iş cinayetleri, doğanın tahribatı ve bölgesel yoksullaşma olarak geri dönmektedir” dedi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre 2013–2025 yılları arasında 1267 maden işçisinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini, bunların 350’sinin Manisa’da gerçekleştiğini hatırlatan Karasu “Bu tablo, kâr odaklı anlayışın nasıl bir insani bedel ürettiğini açıkça göstermektedir” dedi. Polyak işçilerinin yaşadıklarının da bu yapısal sorunun güncel bir örneği olduğuna işaret eden Karasu, Türkiye’nin ihtiyacının; kamusal denetimin güçlendirilmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarının en üst düzeyde uygulanması, toplu sözleşme ve örgütlenme hakkının güvence altına alınması, bölgesel istihdamı koruyan planlı madencilik politikası ve doğayı merkeze alan bir üretim modeli olduğunu kaydetti.
“MADENCİNİN EMEĞİ BU ÜLKENİN ONURUDUR”
“Madencinin emeği bu ülkenin onurudur” diyen Karasu, “Yeraltında gün yüzü görmeden çalışan emekçilerin ürettiği değer, ülkenin enerji güvenliğini ve sanayisini ayakta tutuyor. Bu nedenle madencinin hakkı yalnızca bir ücret meselesi değildir; sosyal adalet ve kamusal sorumluluk meselesidir. Polyak’tan Soma’ya, Divriği’den Zonguldak’a uzanan hat bize şunu gösteriyor: Madencilik yeniden kamusal akıl ve toplumsal sorumluluk temelinde ele alınmalıdır. O karanlıkta üretilen emeğin onurunu korumak hepimizin görevidir” dedi.
27.03.2022