03.10.2026
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının sesini duyurduğu bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. "Millî Bilinç Güçlü Türkiye - Hakkını Alan Emekçi" programı kapsamında bir araya gelen federasyon ve dernek başkanları; 1986 yılından bu yana süregelen 3308 sayılı Kanun mağduriyetini, çocuk yaşta verilen emeğin sosyal güvenlikteki karşılıksızlığını ve MESEM’lerde yaşanan iş güvenliği sorunlarını kamuoyuna aktardı.
Ankara Staj ve Çıraklık Mağdurları Derneği Başkanı Suzan Dumanlı, Bursa Çıraklık ve Stajyer Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeni ve Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu Başkanı Murat Aydın, CHP Genel Merkezi’nde gerçekleşen buluşmada stajyer ve çırakların yaşadığı hak kayıplarını tüm boyutlarıyla dile getirdi.
ANKARA STAJ VE ÇIRAKLIK MAĞDURLARI DERNEĞİ BAŞKANI SUZAN DUMANLI: “AYRICALIK DEĞİL, ÇOCUK YAŞTA BAŞLAYAN EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ”
Ankara Staj ve Çıraklık Mağdurları Derneği Başkanı Suzan Dumanlı, stajyer ve çırakların çalışma hayatına erken yaşta atıldıklarını vurgulayarak konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bizler geçmişte eğitimlerimiz sırasında stajyer, aday çırak veya çırak olarak iş yerlerinde çalışan, bu dönemlerde adımıza sigorta kaydı ve bildirimi yapılan ancak bugün bu sigorta başlangıcının 4A tescil başlangıcı olarak kabul edilmemesi nedeniyle sosyal güvenlik sorunu yaşayan insanlarız. Kimimiz meslek liselerinde zorunlu staj yaptık, kimimiz mesleki eğitim merkezlerinde çıraklık eğitimi aldık. Kimimiz sanayide bir ustanın yanında; kimimiz atölyede, fabrikada, hastanede veya farklı işletmelerde meslek öğrendik. Bizim için staj ve çıraklık yalnızca bir eğitim süreci değil, çalışma hayatına attığımız ilk adımdı. Kimimiz 11, kimimiz 14, 15 veya 16 yaşında iş yerlerinin yolunu tuttuk. Sabahın erken saatlerinde iş yerlerine gittik, üretimin içinde yer aldık, ustalarımızdan meslek öğrendik. Ellerimizi, emeğimizi ve zamanımızı ortaya koyduk. Bütün bunları yaparken adımıza sigorta bildirimleri yapıldı. Fakat yıllar sonra emeklilik hesabı yaptığımızda çalışma hayatına ilk adım attığımız o tarihin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmediğini gördük. İşte bizim 40 yıllık mağduriyetimiz tam olarak budur.
1986 yılında kabul edilen 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, Türkiye'deki mesleki eğitim ve çıraklık sisteminin temel düzenlemelerinden biri olmuştur. Aradan 40 yıl geçti. 40 yılda teknoloji değişti, meslekler değişti, iş yerleri değişti, eğitim sistemi değişti, çalışma hayatının şartları da değişti. Ancak bizim sosyal güvenlik sorunumuz hâlâ devam etmektedir. Bugün Türkiye'nin çalışma hayatı 1986'daki Türkiye değildir. Bu nedenle 40 yıldır çözülemeyen bu sorunun artık günümüz şartlarına uygun şekilde yeniden ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Staj ve çıraklık sigortası mağdurları olarak bugün soruyoruz: Biz o yaşta çalışmadık mı? Çalışmadıysak neden adımıza sigorta bildirimi yapıldı? Sigorta kayıtlarımız oluşturulduysa neden bu tarihler 4A tescil başlangıcı olarak kabul edilmiyor? Bizim çalışma hayatına atıldığımız ilk adım neden emeklilik hesabında dikkate alınmıyor? Bizler o günlerde bu kavramları ayırt edebilecek yaşta değildik. Biz sadece okulumuza devam ettik, meslek öğrendik ve çalıştık. Stajımızı yaptık, çıraklığımızı tamamladık. Sonrasında normal çalışma hayatımıza devam ettik. Primlerimiz ödendi, yıllarca çalıştık, birçoğumuz hâlâ çalışmaya devam etmektedir. Ancak bugün geldiğimiz noktada genç yaşta attığımız ilk çalışma adımının karşılığını göremiyoruz.
Bugün aynı zamanda mesleki eğitim merkezlerinde, yani MESEM’lerde eğitim gören çocuklarımızın güvenliği konusunda da kaygılıyız. Mesleki eğitim önemlidir. Gençlerimizin meslek öğrenmesini, üretime katılmasını ve geleceğe hazırlanmasını destekliyoruz. Ancak çocuklarımızın meslek öğrenirken hayatlarını kaybettiklerini görüyoruz. İş yerlerinde eğitim gören çocukların güvenlikleri eksiksiz şekilde sağlanmalıdır. Çocuklar meslek öğrenirken ölmemelidir. Bizler geçmişte staj ve çıraklık yapmış insanlar olarak bugün aynı yollardan geçen çocukların güvenliği için de sesimizi yükseltiyoruz. Mesleki eğitim çocuklarımızın hayatını, sağlığını ve geleceğini koruyan güvenli ve çağdaş bir sistem olmalıdır.
Bizler staj ve çıraklık sigortası mağduriyetinin kalıcı ve adil bir şekilde giderilmesini istiyoruz. Bunun için 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nda ve ilgili sosyal güvenlik mevzuatında gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden açıkça isteğimiz şudur: 40 yıllık bu mağduriyet artık sona erdirilmelidir. Staj ve çıraklık dönemlerindeki sigorta başlangıçlarımızın 4A tescil başlangıcı olarak kabul edilmesini sağlayacak kapsamlı ve kalıcı bir yasal düzenleme hayata geçirilmelidir. Bizler ayrıcalık istemiyoruz. Kimseye karşı haksız bir üstünlük talep etmiyoruz. Bizler çocuk yaşta başlayan emeğimizin sosyal güvenlik sisteminde karşılığını bulmasını istiyoruz. Bizim mücadelemiz yalnızca kendi hakkımız için değildir; bizden sonra gelecek gençlerin aynı sorunları yaşamaması içindir. Çünkü biz biliyoruz ki staj ve çıraklık çalışma hayatına atılan ilk adımdır ve o ilk adımın bugünlerde bir karşılığı olmalıdır. 40 yıllık mağduriyet artık son bulsun, staj ve çıraklık sigorta başlangıçlarımız 4A tescil başlangıcı olarak kabul edilsin, MESEM’lerde çocuklarımızın hayatları korunsun, çocuklar meslek öğrenirken ölmesin. Adalet ve hakkaniyet için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden yeni yasa istiyoruz.”
BURSA ÇIRAKLIK VE STAJYER SİGORTASI MAĞDURLARI DERNEĞİ KURUCUSU VE BAŞKANI FATİH YENİ: “TÜİK’E GÖRE İŞÇİ, HAK ALMAYA GELİNCE ÖĞRENCİ... ALIN TERİNİN SİGORTASI YARIM OLAMAZ!”
Bursa Çıraklık ve Stajyer Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeni, sistemdeki çelişkilere dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Bugün burada yalnızca stajyerlerin ve çırakların sorununu anlatmak için bulunmuyoruz. Bugün burada emeğin, alın terinin, gençlerin ve geleceğin hakkını savunmak için bulunuyoruz. Elimizde gördüğünüz bu sigorta kartı yüzünden bugün mağduruz. Bizim meselemiz 3308 sayılı Kanun’un birkaç maddesinden ibaret değildir. Bu mesele çocuk yaşta iş yerine giden, üretim içinde yer alan, meslek öğrenen, ustasının yanında çalışan ve ülkesine emek veren gençlerin meselesidir. Bir çırak iş yerine gidiyorsa, çalışıyorsa, üretime katkı sağlıyorsa, meslek öğreniyorsa, iş kazası riskiyle karşı karşıyaysa orada 'yalnızca öğrenci' diyemeyiz. Emeği yok sayamayız. Çünkü orada çalışma vardır, orada emek vardır, orada alın teri vardır. Ve alın terinin sigortası da yarım olamaz.
Değerli arkadaşlar, ortada çok büyük bir çelişki var. TÜİK verilerine gelindiğinde siz birer işçisiniz; hak vermeye gelindiğinde 'Hayır, siz öğrencisiniz.' Peki biz öğrenci miyiz? Sıra sosyal güvenlik haklarına geldiğinde 'Sen öğrencisin.' İşte bizim itirazımız tam da bunadır. Biz hiçbirimize ayrıcalık istemiyoruz. Biz aynı iş yerlerinde çalışan insanlar arasında adalet istiyoruz. Bugün stajyer ve çıraklarımızın temel talebi de açıktır: Geçmişte yaşanan hak kayıplarının giderilmesi ve çalışma hayatına atılan ilk adımın sosyal güvenlik açısından adil biçimde değerlendirilmesi.
Değerli misafirler, mesleki eğitim yalnızca bir istihdam meselesi midir? Değildir. Aynı zamanda önemli bir sosyal politikadır. Eğitim hayatından kopmuş, akademik eğitime devam etmekte zorlanan ve örgün eğitim sistemine uyum sağlamakta güçlük çeken çocuklarımızı bir düşünelim. Bu çocukları kaderlerine bırakmak yerine onlara bir meslek kazandırmak, ustasının yanında eğitim vermek, üretimi öğretmek, sorumluluk kazandırmak hem çocuklarımız hem de toplumumuz için büyük bir fırsattır aslında. Çünkü bir çocuğun eline meslek vermek ona sadece iş vermek değildir; o çocuğa güzel bir gelecek sağlamaktır. Nitelikli ve güvenli mesleki eğitimle copma riskinin azaltılması, gençlerin üretime kazandırılması ve sosyal hayatta daha güçlü bir yer edinmesine katkı sağlayabiliriz. Hep birlikte bunu başarabiliriz. Aynı zamanda gençlerin boşlukta kalmasının ve olumsuz çevrelerin etkisine açık hâle gelmesinin önlenmesini koruyucu bir sosyal politika olarak da değerlendirebiliriz.
Ancak burada çok önemli bir çizgi var: Çocuğu iş yerine göndermek yetmez, çocuğu korumak zorundayız. İş yerine göndermekle çocuğu korumuş olmuyoruz. İş güvenliği olacak, denetim olacak, nitelikli eğitim olacak, usta öğretici sorumluluğu olacak. Kısacası çocuğun hakları korunacak ve mesleki eğitim adı altında ucuz iş gücü oluşturulmasına asla izin verilmeyecek. Bizim istediğimiz sistem tam da budur: Çocuk çalıştırılan değil, meslek öğretilen bir sistem. Çırak ucuz iş gücü değil, geleceğin ustasıdır. Bugün ülkemizin sanayilerinde, fabrikalarında, atölyelerinde ve işletmelerinde görev yapan milyonlarca insanın arkasında bir meslek eğitimi ve çıraklık geçmişi vardır. Çünkü hepimiz biliyoruz; çırak olmadan usta olmaz. O hâlde çıraklarımızı geleceğin ustaları olarak görmeli, onların sosyal güvenlik haklarını geleceğe bırakmamalıyız. 3308 sayılı Kanun’dan kaynaklanan mağduriyeti artık görmezden gelmeyin. Stajyer ve çırağın emeğini yok saymayın. Onların gençlik yıllarını, çalışma hayatına atıldıkları ilk adımları, sosyal güvenlik haklarını görmezden gelmeyin.
Bu mesele siyasi rekabetin değil, adaletin meselesidir. Biz buradayız. Stajyer için buradayız, çırak için buradayız, meslek öğrenen genç için buradayız, emeği yok sayılan herkes için buradayız. Buradan bütün Türkiye'ye sesleniyorum: Bu çocuğun elinden tutup ona meslek kazandırmak geleceğini kurtarmaktır. Bu çocuğun emeğini güvence altına almak ülkenin geleceğini de güvence altına almaktır. Artık yarım sigorta istemiyoruz. Çünkü iş akdi varsa çalışma vardır. Çalışma varsa emek vardır. Emek varsa hak vardır. Ve biz hakkın sonuna kadar takipçisi olacağız. 3308'de adalet sağlanana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Millî Bilinç Güçlü Türkiye, hakkını alan emekçi... Biz daha haklarımızı almadık, inşallah hakkını alan emekçiler arasına bizler de gireceğiz."
STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU BAŞKANI MURAT AYDIN: “PRES MAKİNESİ USTAYI VE ÇIRAĞI AYIRMIYOR, HAK BAŞLANGIÇTA BAŞLAR”
Konuşmasında hakkaniyet vurgusu yapan Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu Başkanı Murat Aydın ise şunları söyledi:
"'Emek en yüce değerdir' anlayışını siyasi geninde taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde, milyonlarca çırak ve stajyerin yaşadığı adaletsizliği anlatmak üzere burada bulunmaktayız. Bizler biliyoruz ki çalışma hayatı insan onuru, alın teri ve sosyal devlet güvencesiyle anlam kazanır. Ancak mesleği öğrenmek ve üretime katılmak üzere iş yerlerinde fiilen çalışmak için ilk adımları atan çıraklar ve stajyerler, sosyal güvenlik sistemi içinde aynı bütünlükle değerlendirilmiyor. 1986 yılında yürürlüğe giren 3308 sayılı Kanun’un üzerinden 40 yıl geçti. Bütün stajyerler ve çırakların sigorta girişlerinde mevcut iş kazası ve meslek hastalığı gibi kısa vadeli sigorta hükümleri uygulanıyor; fakat bu ilk sigorta girişleri uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak sayılmıyor.
Ortada dikkat çekici bir çelişki var: TÜİK iş gücü istatistiklerine göre çırak ve stajyerler istihdam kapsamında 'çalışan' olarak değerlendiriliyor; diğer devlet kurumlarımızda ise eğitim sisteminin bir parçası olan 'öğrenci' olarak değerlendiriliyor. Peki soruyoruz: Çırak ve stajyerler öğrenci olarak görülüyorsa neden ağır ve tehlikeli işlerde çalışıyor? Neden iş kazalarında hayatını kaybediyor veya sakat kalıyor? Bu nasıl bir öğrenciliktir? Bir işçiyle aynı risk altında çalışan ancak söz konusu sosyal güvenlik haklarına geldiğinde 'Sen öğrencisin' denilen bir anlayış var. İşte bizim itirazımız tam da burada gerçekleşiyor. Atölyelerde pres makinesi ustayı, stajyeri, çırağı ayırmaz; kaynak, kimyasal, sıcaklık, gürültü, iş kazası riski herkes için geçerlidir. O hâlde çalışmanın başladığı günün sosyal güvenlik bakımından da geçerli bir başlangıç olması, bu dönemin haklarının eksiksiz karşılık bulması gerekmektedir. Çözüm nettir: Çıraklık ve stajyerlik dönemlerindeki ilk sigorta girişlerimizin uzun vadeli sigorta başlangıcı kabul edilmesi, kayıtlarımızdaki ilk işe giriş tarihinin esas alınmasıdır.
Sayın Genel Başkanım, değerli milletvekillerim; Federasyonumuzun görüşü açıktır: Bu kanunun hak, hukuk, adalet anlayışı çerçevesinde Meclis çatısı altında değerlendirilmesi, çıraklık ve stajyerlik dönemlerinin sosyal güvenlik açısından hakkaniyetli bir karşılığa kavuşturulması gerekmektedir. Çünkü hak başlangıçta başlar. Ev sahipliğinize ve emeğe verdiğiniz değer için teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum."
27.03.2022