04.03.2026
Cumhuriyet Halk Partisi Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in Ortadoğu'daki gelişmelere dair açıklamalarını değerlendirdi.
İktidarın dış politika öngörülerinin çöktüğünü vurgulayan Tan, “Diplomasiyi bir pazarlama, bir belagat sanatı varsayarak boş lafla peynir gemisi yürütmeyi sürdürüyorlar. İdeolojik gözlükleri de ayaklarını Ankara'ya basıp, ulusal egemenlik, laik cumhuriyet gibi çağdaş, modern kavramlarla 360⁰ bir güvenlik stratejisi geliştirmelerini engelliyor” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; bölgedeki askeri hareketliliği, nükleer gerilimi ve Türkiye’nin dış politika pozisyonunu değerlendirdi.
İktidarın ABD ve İsrail'in İran'a birlikte saldırmasına tamamen hazırlıksız yakalandığına dikkat çeken Namık Tan, açıklamasında şunları kaydetti:
“İRAN’IN LOJİSTİK HATTI KESİLDİ, ESAT DEVRİLDİ”
Ortadoğu'da gerginlik 7 Ekim 2023'te HAMAS'ın Gazze'den çıkıp İsrail'e saldırmasıyla başladı. İsrail'in buna verdiği yanıt toptan yıkım, kırım ve nihayet soykırım düzeyine vardı. İsrail iki yılda Gazze'de en az 60.000 Filistinliyi katletti. Ama Lübnan'da Hizbullah'ı da etkisizleştirdi, Suriye üzerinden İran lojistik hattını kesti ve İran'ı Suriye’den çıkardı. Ardından Esat devrildi, Colani Şara'ya dönüştü, HTŞ devletleşti. 12 gün süren ilk savaşta İsrail İran'a saldırdı, ABD son iki gün devreye girdi: İran'ın nükleer programı büyük ölçüde geriletildi, hava savunma yeteneği neredeyse yok edildi ve balistik fırlatma kabiliyeti de yarı yarıya azaltıldı.
“TÜRKİYE MEYDANDA GÖZÜKMEDİ”
Fırat'ın Doğusu'nda fiili özerk yönetim hızla ortadan kaldırıldı, Şara yerini iyice sağlama alırken Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Suriye çatısı altında meşru muhatap niteliğine kavuştu. Abdi ve Ahmed Suriye heyetiyle Münih'e giderken Türkiye meydanda gözükmedi. Suudi Arabistan ile BAE gerilimi arttı, etkisi Libya, Sudan, Yemen iç savaşlarında görüldü. İsrail Somaliland'ı tanıdı. Bir yandan iç savaşlar sönümlenmeye yüz tuttu, diğer yandan devlet altı aktörlerin raf ömürleri ve kullanım süreleri doldu. Türkiye Doğu Akdeniz'de Chevron'la, Kerkük'te BP ile anlaştı, arama gemileri Karadeniz'e ve Somali açıklarına gönderildi.
“ERDOĞAN YATIRIMINI TRUMP’LA KOL KOLA GİRME ÜZERİNE YAPTI”
Erdoğan bütün diplomasi yatırımını Trump’la kol kola girme üzerine yaptı. Gazze'de bir gayrı menkul yatırım ortaklığından ibaret olan Barış Kurulu'nda Fidan'ın yer almasıyla Trump’ın iyice gözüne girildiği varsayıldı. ABD'nin Trumplı veya Trumpsız Ortadoğu'daki temel ve değişmeyen önceliğinin İsrail'in mutlak güvenliği olduğu görmezden gelindi. İran'ın ABD ile giriştiği müzakerelerde yalnızca nükleer başlığına odaklanılabileceği, kum saatinin dolmakta olduğu, rejimin doğası gereği yol işaretlerini yanlış okuyacağı ve zamanın aleyhine değil lehine çalışacağını varsaydığı görülmek istenmedi.
“ANKARA ŞAŞIRDI VE HAZIRLIKSIZ YAKALANDI”
Binlerce yurttaşını katleden rejimden en kuru bir demokrasi veya sağduyu hatırlatması dahi esirgendi. Sorulduğunda Fidan savaşı mümkün görmediğini söyleyebilirken, ne zaman ne yapacağını kendi bile bilmeyen Trump’ın aklına girildiği sanıldı. Ankara, ABD ve İsrail'in İran'a birlikte saldırmasına tamamen hazırlıksız yakalanıp, tabir yerindeyse şaşırdı. ABD'yi eleştirmekten kaçınıp İsrail harekatı tek başına yürütüyormuş gibi tepki vermeyi yeğledi. Zorlama arabuluculuk girişimlerine neden ev sahibi olunamadığı gerçeğini bile sorgulamaktan kaçındı.
“BÜTÜN BÜYÜK ANLATILARI ÇÖKTÜ”
“Daha ilk günden Hameney ve beraberinde 40'ı aşkın en üst düzey güvenlik, savunma ve istihbarat bürokratının öldürülmesinden adeta dehşete düştü. Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin ABD ile hizalanması, ‘İslam Dünyası’ ve/veya ‘Avrasya’ diye tanımlanabilecek devletler arası blokların etkisizliğinin bir kez daha apaçık ortaya çıkması gerçeklerin acı yüzünü Ankara'ya gösterdi. İran'ın nükleer silah edinmesinin Türkiye için gerçek bir tehdit oluşturduğu hiçbir zaman söylenmedi, bunun yerine kitlesel göç riski öne çıkarıldı.
Şimdi çıkıp hala ağızlarına büyük gelen içi boş sözlerle bilgiç pozlarda böyle ahkam kesiyorlar. Bütün büyük anlatılarının çöktüğü, tüm öngörülerinin yanlış çıktığı, aslında öngörüsüz davrandıklarının görüldüğü, dümende adeta uyuyakaldıklarının anlaşıldığı, kimsenin onlara kulak kabartmadığı ayan beyan ortada olduğu halde durmadan konuşuyorlar. Diplomasiyi bir pazarlama, bir belagat sanatı varsayarak boş lafla peynir gemisi yürütmeyi sürdürmeye hiç ders almadan inatla devam ediyorlar. İdeolojik gözlükleri de ayaklarını Ankara'ya basıp, ulusal egemenlik, laik cumhuriyet gibi çağdaş, modern kavramlarla 360⁰ bir güvenlik stratejisi geliştirmelerini engelliyor. Strateji sandıkları taktikten ibaret.
Ortadoğu'da gerginlik 7 Ekim 2023'te HAMAS'ın Gazze'den çıkıp İsrail'e saldırmasıyla başladı
— Namık Tan (@NamikTan) March 4, 2026
İsrail'in buna verdiği yanıt toptan yıkım, kırım ve nihayet soykırım düzeyine vardı
İsrail iki yılda Gazze'de en az 60.000 Filistinliyi katletti
Ama Lübnan'da Hizbullah'ı da… https://t.co/p43p5e8tB3
27.03.2022