19.10.2026
CHP Grup Başkanı Öztrak, Fon Skandalıyla ilgili Meclis Araştırma önergelerinin reddedildiğine, Meclis’e getirilen yasanın Komisyon görüşmelerinde bürokrasinin sorumluluktan kaçtığına, Hazine ve Maliye Bakanı ile SPK başkanının ise görüşmelere bile katılmadığına dikkat çekerek, “Göz göre göre işlenen finansal cinayette cenaze ortada kaldı” dedi.
Skandal çerçevesindeki ilişki ağlarının “turpun büyüğünün hâlâ heybede olduğunun işareti” olduğunu söyleyen Öztrak, skandalın göbeğindeki Borsa İstanbul’un başkanı Erişah Arıcan’ın bürokrasideki ilişkileriyle ilgili olarak, “Dostoyevski ‘Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık’ demiş ya… Bürokraside de pek çok kurumun yöneticisi Erişah Hanım ve ekibinin paltosundan çıkmış” diye konuştu.
Meclis’e sunulan 2027 Yılı Bütçesini de değerlendiren Öztrak, getirilen teklife göre önümüzdeki yıl bütçeden yapılacak her 100 liralık harcamanın 15 lirasının faize gideceğini, buna karşın Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı için bütçeden ayrılan payı düşeceğini söyledi. Bütçede zengin-fakir ayırmayan, adaletsiz dolaylı vergilerin payı değişmeyerek yüzde 60’ta kalacağını, KÖİ garantilerine ise bu yıl ve önümüzdeki 3 yolda toplam 23 milyar dolar gideceğini kaydeden Öztrak, “2027 bütçesinde de yeni bir hikâye yok. Yine milletin yediği ekmekten, kullandığı gazdan, sudan, elektrikten kesilen vergiler yandaşlara, faiz lobilerine ve rantiyecilere gidecek” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası endeks sağlayıcı MSCI’ın yaptığı son açıklama çerçevesinde, gerekli önlemler alınmazsa, Türkiye’nin 37 yıl önce girdiği “Gelişmekte Olan Ülkeler” liginden düşürülmesinin söz konusu olduğunu hatırlatan Öztrak, “Türkiye bu ligden düşerse yabancı fonlar Türkiye’den çıkar. Şirketlerin piyasa değerleri erir. Finansmana ulaşmak zorlaşır. (…) Hükümeti uyarıyorum; gereğini yapın, başka bir krizin kapısını aralamayın. Bu milleti işsizlik, açlık, yoksulluk batağına daha fazla batırmayın” uyarısında bulundu.
CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında İstanbul’da ve Kocaeli’de sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet diledi, afetten etkilenenlerin zararlarının bir an önce karşılanmasının takipçisi olacaklarını belirtti. Öztrak, felaketin bir daha tekrarlanmaması için şehirlerin altyapısını afete karşı dayanıklı hale getirecek çalışmaların vakit geçirmeden tamamlanması gerektiğini belirtti. Seçilmiş muhtarların, devlet ile vatandaş arasında güçlü bir köprü olduğunu söyleyen Öztrak, tüm muhtarların Muhtarlar Günü’nü kutladı. Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:
2027 BÜTÇESİNDE HER 100 LİRALIK HARCAMANIN 15 LİRASI FAİZE GİDİYOR
Bütçe, parlamentoların varlık sebebidir. Bütçeler hükümetlerin tercihlerini gösterir. Geçtiğimiz hafta sonunda Meclis’e teslim edilen Sarayın 2027 yılı bütçesine göre; hükümet 2027’de milletin vergilerinden 3 trilyon 975 milyar lira faiz ödeyecek. Yapılan her 100 liralık bütçe harcamasının 15 lirası faize gidecek. Buna karşılık bir önceki yıla göre her 100 liralık bütçe harcamasından Millî Eğitim Bakanlığı’na ayrılan pay 10 liradan 9 liraya, Sağlık Bakanlığı’na ayrılan pay ise 8 liradan 7 liraya gerileyecek.
KÖİ GARANTİLERİNE BİR YILDA 23 MİLYAR DOLAR
Saray’ın “Bir kuruş ödemeden yapıyoruz” dediği geçilmeyen yolların ve köprülerin, yatılmayan hastanelerin garantilerine bu yıl ve önümüzdeki üç yılda toplam 23,3 milyar dolar ödenecek. Bütçede; zengin-fakir ayırmayan, adaletsiz dolaylı vergilerin payı değişmeyerek %60’ta kalacak. Özetle, 2027 bütçesinde de yeni bir hikâye yok. Yine milletin yediği ekmekten, kullandığı gazdan, sudan, elektrikten kesilen vergiler yandaşlara, faiz lobilerine ve rantiyecilere gidecek.
DÜŞEN BÜYÜMEYE KILIF UYDURUYORLAR
Cumhurbaşkanı Yardımcısı bütçeyi basına açıklarken uluslararası kuruluşların son yayımladıkları verilerden işine geleni aldı, gelmeyeni es geçti… Konuşmasında Uluslararası Para Fonu’nun dünya ekonomisine dair son tahminlerinden bahsetti. Ama fonun 2026’da dünya ekonomisinin %3,0, bize benzeyen ülkelerin %3,7 büyüyeceğini tahmin ederken sene başındaki güncellemede “%4,2 olacak” dediği Türkiye’nin büyümesini neden son raporunda %2,7’ye indirdiğini anlatmadı. Bir de düşen büyümeye “Daha az büyüdük ama daha nitelikli büyüdük” diye kılıf uydurmaya kalktı.
FON SKANDALI KAMUNUN SIRTINA KALMADAN NASIL YÜRÜTÜLECEK
Hükümet “Büyük Fon Soygununun” bütçeye hiçbir etkisi olmayacağını varsayıyor. Bu bizim de istediğimiz bir şey. Ancak kamunun sigorta şirketinin fona 100 milyon lira kaptırdığı, başka hangi kurumların fonlarda ne kadar parasının battığı belli değil. Bu zararlar nereden karşılanacak? Peki, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait Emlak Katılım Bankası’nın; Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası’nın hisselerini fon skandalının merkezindeki gruplardan satın alma süreci tamamlandı mı? Tamamlandıysa yapılan ödeme nereden karşılandı? Kime, nereye, ne kadar ödendi? “Para bütçeden çıkmadı” diyerek kamudan çıkmamış mı sayıldı? Bu tasfiye süreci gerçekten de kamunun sırtına yük bırakılmadan nasıl yürütülecek? Bunu hep birlikte göreceğiz. Genel Kurul’da bu hafta görüşülecek yasaya göre mağdurlara ilk aşamada 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılacak. Ama yatırımcıların kayıplarını ne ölçüde geri alabilecekleri, tasfiyelerden gelen, gönüllü iade hesaplarına yatırılan paralara bağlı. Bunlar mağduriyetlerin giderilmesine, kamunun zararının kapatılmasına yetecek mi sorusunun henüz cevabı yok. Yabancı ekonomi gazeteleri fona takılan paraların ancak %20’sinin iade edilebileceğini söylüyor.
ERDOĞAN BANKACILIK KRİZİNİN ARDINDAN BÖYLE DİYORDU: KINADIĞIYLA SINANIYOR
Erdoğan, 2001'de yaşanan Bankacılık Krizinin ardından “Türkiye'nin geleceği için yatırımlara yönlendirilmesi gereken millî servet 3-5 çapulcuya peşkeş çekiliyor. Hortumlanan paralar bu ülkenin evlatlarına ödettirilemez. Değeri olmayanlara, ölçüsü olmayanlara ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını acımasız şekilde götürenlere, halkın tabiriyle hortumculara, yolsuzlara bu ülkenin insanlarını feda edecek bir iktidar işbaşında değil!” demişti. 20 yıl sonra bugün “kınadığıyla sınanıyor.” Nereden nereye? 20 yıllık iktidarlarının sonunda döndük dolaştık aynı yere geldik. Dün banka, bugün fon vurgunu… Ama bu son vurgunun o günlerden alınan derslerle kurulan düzenleyici-denetleyici kurumlar seyrederken yapılması olayın vahametini daha da artırıyor.
REZALETİN MÜSEBBİPLERİ MECLİSE HESAP VERMELİ
Biz milletimizin siyaset-bürokrasi-vurguncu şeytan üçgeni tarafından göz göre göre soyulduğu bu rezalet için en baştan beri şunu söyledik: “Ahlaksızlığın, vurgunculuğun AK Parti’nin ilçe örgütlerinden genel merkezine, bürokrasinin en üst makamlarından Saray’ın koridorlarına kadar kanser gibi yayıldığı yerde bu rezalet polisiye tedbirlerle ya da soyguna göz yumanlara emanet edilerek çözülemez.” Evet, bu rezaletin müsebbipleri millet iradesinin tecelligahı Gazi Meclisimize hesap vermeden bu güven kaybı telafi edilemez. Milletin vicdanı huzur bulmaz. Komisyon kurulmazsa “kendi içlerindeki hırsız ve arsızların” yaptığı vurgunun “siyasi sorumluluğunun kendi üstlerinde kalacağını” söyleyen AK Partili milletvekilleri, Sarayın talimatıyla bizim araştırma önergelerimizi reddettiler.
KOMİSYONDA TÜM ÖNERGELERİMİZİ REDDETTİLER
Meclis’in denetiminden kaçan hükümet, şimdi getirdiği yasayla kendi sebep olduğu mağduriyetleri gidereceğini anlatıyor… Ama nafile! Ne demiştik: “Hırsız içerden olunca kapı kilit tutmaz.” Yasa teklifi geçtiğimiz hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken CHP Grubu olarak önergeler verdik. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun başkanlarının ve kurul üyelerinin; Takasbank ve Borsa İstanbul’un yönetim kurulu ve denetim komitesinin başkan ve üyelerinin derhal görevden alınmasını istedik. Reddettiler. Yapılan iş ve işlemlerin şeffaf olması için, gönüllü iade hesapları vurguncunun üzerine şal çekmemesi için kararların, hesapların, onayların Kurul’un internet sitesinde yayımlanmasını; yine süreçle ilgili 3 ayda bir rapor hazırlanarak Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulmasını; tasfiye, tahsilat, el koyma, isteğe bağlı ödeme, geri kazanım ve satış işlemlerinin Sayıştay tarafından denetlenip raporlanmasını istedik. Reddettiler. Yasanın Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırılığına değindik. Kulak asmadılar. Teknik önergelerimizi bile kabul etmediler.
GÖZ GÖRE GÖRE İŞLENEN FİNANSAL CİNAYETTE CENAZE ORTADA KALDI
Fon skandalı ortaya çıkınca kanal kanal dolaşan Hazine ve Maliye Bakanı görüşmelerde yoktu. Skandalın göbeğindeki SPK’nın başkanı görüşmelerde yoktu. SPK temsilcisi “Böyle bir olumsuz sonucun doğması sizler gibi bizi de çok derinden üzdü” derken, MASAK temsilcisi “Banka bize şüpheli işlem bildirmezse bir şey yapamayız” dedi. BDDK Başkanı “Tabii… o şöyle… yani… çok detay şey yapmamakla birlikte” diyerek herkesin gönlüne su serpti. Adalet Bakan Yardımcısı ise “Bakanlığımızın soruşturmalara müdahil olması da bilgi alması da söz konusu değil. Onun için konuyla ilgili daha fazla cevap veremeyeceğim” diyerek işin içinden sıyrıldı. Kimse sorumluluk almadı. Göz göre göre işlenen finansal cinayette cenaze ortada kaldı.
BÜROKRASİDE “ERİŞAH HANIM’IN PALTOSUNDAN ÇIKANLAR”
Ortaya çıkan ilişki ağları “turpun büyüğünün hâlâ heybede olduğunu” gösteriyor. Hükümet esiyor, gürlüyor ama bu ilişkilerinden dolayı kayda değer bir adım atamıyor. Fon ve sermaye piyasalarındaki vurguncularının tam listesi hâlâ yok. Skandalın göbeğindeki isimlerden biri Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan. Kendisinin bir şapkası daha var: Erdoğan’ın başında olduğu Varlık Fonu’nun da başkanvekili… Türkiye’nin 128 milyar dolarını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın arka kapısından seçim kazanmak için buharlaştıran eski Hazine ve Maliye Bakanı Damat Berat Albayrak ile “faiz sebep, enflasyon netice” zırvalığına çanak tutan Merkez Bankası eski Başkanı, şimdinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun tez danışmanı. Dostoyevski “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık” demiş ya… Bürokraside de pek çok kurumun yöneticisi Erişah Hanım ve ekibinin paltosundan çıkmış…
TAVUĞUN SUYUNUN SUYU
Türkiye Hayat Emeklilik'in 100 milyon lirasını vurguncu fonda kaybedip istifa eden Türkiye Sigorta Genel Müdürü, Kavcıoğlu döneminde Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Varlık Fonu’nun sahibi olduğu Türkiye Sigorta’nın genel müdür yardımcılarından biri yine Erişah Hanım’ın doktora öğrencisi. Bir diğeri de yine Kavcıoğlu’nun görevde olduğu dönemde Merkez Bankası’nda genel müdür. Yani AK Parti finans piyasalarındaki kurumların yönetiminde sadece tavuğun suyunu değil, tavuğun suyunun suyunu da kullanmış… Tek adam rejiminin “liyakat yerine Saraya sadakat” ilkesi her krizde karşımıza çıkıyor. Bu nepotizmin, bu adam kayırmacılığın faturasını da hep birlikte ödüyoruz.
HÜKÜMET TÜRKİYE’Yİ 89’DA GİRDİĞİ GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER GRUBUNDAN DÜŞÜRECEK
Temmuz ayında yurt dışından gelen doğrudan yatırımlar ilk defa yurt dışına gidenlerin altında kalmıştı. Ağustosta ise bu fark 1 milyar dolara çıktı. Yabancı gelmiyor, yerli kaçıyor. Bu, yaşanan güven erozyonunun bir göstergesi. Aynı ay, net portföy yatırımları da eksiye döndü. 12 aylık net portföy yatırımları 5,5 milyar dolara kadar geriledi. Dikkatinizi çekerim, bunlar fon vurgunundan önceki rakamlar… Fon vurgununun ardından Uluslararası Endeks Sağlayıcı MSCI, Türkiye’nin endekslerindeki yeni hisse girişi, pay artırımı ve yukarı yönlü revizyonları dondurdu. Önümüzdeki yıl ortasına kadar gerekli adımlar atılmazsa Türkiye’yi endekste 1989’da girdiği “Gelişmekte Olan Ülkeler” grubundan düşürebileceğini söyledi. Neredeeen nereye? Bu gidişle bu iktidar ülkemizi kendilerinin siyasi arenada dahi olmadığı 37 yıl önce girdiğimiz “Gelişmekte Olan Ülkeler” liginden düşürmeyi de becerecek. Türkiye bu ligden düşerse yabancı fonlar Türkiye’den çıkar. Şirketlerin piyasa değerleri erir. Finansmana ulaşmak zorlaşır. Rezaletin Meclis denetiminden kaçırılması, yönetimdeki “sin külahın görünmesin” tavrı önümüzdeki bir yılda gereken “300 milyar dolar dış finansmanın nasıl ve hangi şartlarda bulunacağı” sorusuna yanıt bulmayı zorlaştırıyor. Hükümeti uyarıyorum; gereğini yapın, başka bir krizin kapısını aralamayın. Bu milleti işsizlik, açlık, yoksulluk batağına daha fazla batırmayın.
MEKKE ANLAŞMASI MECLİS’TE KONUŞULMALI
Ülkemizin önemli gündem maddelerinden biri de Mekke Anlaşması. Anlaşma geçtiğimiz hafta da Meclis’e gelmedi. Hükümet bu anlaşmayla Türk askerinin ve savaş unsurlarının sahada kullanılmasına kadar genişleyecek olmayacak bir yükümlülüğün altına mı imza attı? Nedir sıkıntınız? Neden bu anlaşmayı Meclis’e getiremiyorsunuz? Trump’ın “Erdoğan’dan Suudi Arabistan için askeri destek isteyebilirim. O benim çok iyi bir dostum” açıklaması ne anlama geliyor? Türkiye kendi bağımsız bölgesel güvenlik mimarisini mi kuruyor, yoksa ABD’nin bölgesel maliyetleri paylaşma oyununa taraf mı oluyor? Güzel ülkemize yeni bir Yemen faciası yaşatılmaması için bunların bir an evvel Meclisimizde konuşulması gerekiyor.
TARIM, GIDA, BARINMA… HER ALAN SORUN YUMAĞI
Sorun çözme kapasitesini yitiren tek kişilik rejimde her alanda sorun yaşıyoruz. İnsanlar en temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Türkiye gıda enflasyonunda ilk dört ülke arasında… Ama mazot, gübre, ilaç… tüm maliyetler artarken çiftçinin alın teri karşılığını bulmuyor. Narenciyede, zeytinde, çeltikte üretici kan ağlıyor. Limonun bahçedeki fiyatı 5 liraya kadar düşmüş, maliyeti karşılamıyor. Ama marketteki fiyatı 40 lira... Geçen yıl kilosu 50 liraya alıcı bulan zeytin, şimdi 18 liradan alıcı bulamıyor. Kuzeyimizdeki savaş Karadeniz’de güvenlik tehditlerini artırıyor. Gemilerimiz vuruluyor, insanlarımız hayatını kaybediyor. Tedarik yollarının kesintiye uğraması tarımımızı, ticaretimizi, üretimimizi olumsuz etkiliyor. Ülkede barınma ciddi bir sorun. Gelire oranla kira endeksinde İstanbul, Avrupa’da en kötü durumdaki ikinci şehir… Ülkede çalışanların yarısından fazlası açlık sınırı altındaki asgari ücrete talim ediyor. Dört kişilik bir ailede herkes asgari ücretle çalışsa yoksulluk sınırını aşıp normal bir hayat süremiyor. Okullarda sabun, tuvalet kâğıdı bulmak bile mesele… Şiddet almış başını gitmiş; çocuklarımız ve öğretmenlerimiz yurdun dört bir yanında okullarda can veriyor. Üyesi olduğumuz OECD’nin Yetişkin Beceri Yeterliliği Raporu’na göre Türkiye, 38 ülke arasında tüm beceri türlerinde yetersizlik gösteren tek ülke… Sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamıyor. Dünya çok da bilinmeyen bir geleceğe doğru akıl almaz bir hızla ilerlerken ülkenin önünü kapayan bu hükümetten kurtulmak yapılması gereken ilk iştir. Sandık derhal gelmeli, Saray milletin oylarıyla evine gönderilmelidir.
BAHSEDİLEN PARA CHP’NİN PARASIDIR
Bitirmeden önce; geçtiğimiz hafta gündeme getirdiğim, önceki grup yönetiminin partiden ayrılırken CHP Grubu’nun parasına çöktüğüne dair açıklamama yeni partinin kerameti kendinden menkul hukukçularının “CHP'de bulunan arkadaşların masraflarını da biz mi verelim? Grup harcamasını biz mi yapalım? Ben bu kadar saçma bir şey hiç duymadım” diyerek verdikleri cevaba değinmek isterim. Siz kimin parasını kime veriyorsunuz? Anlaşılan kendi milletvekillerine de bu saçmalıkları anlatmışlar. Bu para öyle iddia ettikleri gibi milletvekillerinin istediklerinde alıp götürebilecekleri şahsi paraları değildir. Anayasamızda, Siyasi Partiler Kanunu’nda ve yönetmeliklerde milletvekillerinden kesilen aidatlar “partilerin gelir kaynakları” arasında sayılır. Tahsil edildiği andan itibaren parti tüzel kişiliğinin mal varlığına dönüşür. Bunun nasıl harcanacağı da yine anayasa, yasa ve yönetmeliklerde bellidir. Ben Yeni Parti’ye geçen milletvekili arkadaşlarıma buradan sesleniyorum: Size dağıtılan ve partinizin yöneticilerinin size ait olduğunu söyledikleri para, sizleri siyasete taşıyan, yıllarca çatısı altında mücadele ettiğiniz Cumhuriyet Halk Partisi’ne aittir.
AYM BAŞVURUSU İÇİN TOPLANAN İMZALARLA CHP’NİN KASASINI BOŞALTTILAR
Sizlerin Anayasa Mahkemesi’ne itirazda kullanılması için verdiğiniz imzaları dönemin grup yönetimi, çok muhtemeldir ki sizin bilginiz dışında, CHP Grubu’nun kasasını boşaltmak için kullanmıştır. Gereğini yapmanızı bekliyoruz.
ERGEN SALDIRGANLIĞIYLA MALUL SİYASET BEZİRGANLARI
Son olarak; milletimizin bunca sorunu, sıkıntısı varken ergen saldırganlığıyla malul bir kısım siyaset bezirganının her hafta partimize yönelik ne siyasi ne de günlük nezakete sığan saldırılarına, gerçek dışı beyanlarına cevap vermek zorunda kaldığım için çok üzgünüm. Umarım bu defa son olur.
EDEPLİ DURUYORUZ DİYE EDEPSİZLİĞE GÖZ YUMACAĞIMIZ SANILMASIN
Biz diyaloğa açığız. Her gün biraz daha ceberutlaşan iktidara karşı birlikte mücadeleye şans tanıyoruz. Ama kimse bunu Atatürk’ün emaneti CHP’ye, Genel Başkanımıza ve partililerimize saldırmak, bunu yaparak yediği herzeleri milletimize unutturmak için kullanmaya kalkmasın. Kendilerine bu şekilde bir meşruiyet devşirebileceklerini sanmasın. Edepli duruşumuzu edepsizliğe göz yumacağımıza yormasın. İzmir Büyükşehir Belediyesini ilk defa AK Partiye teslim etmeyi de becerenler kendi kifayetsizliklerini küfürle, hakaretle örterek bizim sırtımızdan kurban kesmeye kalkmasınlar. Pişman olurlar. Yaptıkları, milletin CHP’ye verdiğini Saray İttifakı’na kaptırmaktan başka bir işe yaramaz. Artık Saray’ın değirmenine su taşımaktan vazgeçin. Biz; ülkemizin bütünlüğüne, Cumhuriyetimize, Mustafa Kemal Atatürk’e, onun bize emaneti olan Cumhuriyet Halk Partimize sonuna kadar sahip çıkacağız. Memleketimizi içine düştüğü yolsuzluk, yoksulluk, yasak bataklığından çıkartacak, tüm vatandaşlarımızın oy verebileceği makul parti olmak için gerekeni yapmaya devam edeceğiz.
27.03.2022