14.03.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“BU KADAR KORKUYORSANIZ EV HAPSİ VERİN, ZULMÜ BİTİRİN; TÜRKİYE İTTİFAKI OLARAK BİZ EKREM BAŞKAN’I CUMHURBAŞKANI YAPACAĞIZ”
“İDDİANAME ISMARLAMA, MAHKEME ISMARLAMA, HEYET ISMARLAMA; İTİRAFÇIYA YALANIN ALTINA İMZA ATTIRMIŞLAR”
“ADALET BAKANI, ‘10 YILINI DOLDURMAYANI TİCARET MAHKEMESİNE BAŞKAN YAPMAYACAĞIM’ DEDİ, 2 YILINI DOLDURMAYAN 2 KİŞİYİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE KOYDU”
“İSTİKLAL MARŞI’NA SALDIRIR, ULUSAL MARŞI BAŞKA DİLDE OKUTMAYA ÇALIŞIRSAN SENİN DERDİN ÜLKEYİ BÖLMEKTİR; BU BÖLÜCÜLÜĞE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
“EMEKLİNİNKİ ALIŞILMAMASI GEREKEN BİR MAAŞTIR; SEFALETE ALIŞILMAZ, İSYAN EDİLİRSE KİM DURABİLİR ÖNÜNÜZDE? İKTİDAR DEĞİŞİR VE HAKKINIZI VERİR”
“TÜM TÜRKİYE SARAÇHANE’YE, EKREM BAŞKANA VE ARKADAŞLARIMIZA SAHİP ÇIKMAYA GELECEK”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Uşak’ta gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Güzel Uşak, yiğit Uşak, canım Uşak, canım hemşerilerim, komşularım, hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bugün sizlere, Uşak’a bakınca; Uşak’ın seçilmişlerine, seçenlerine, iradesine bakınca o fotoğrafı görüyorum. ‘Cumhuriyet’i biz böyle kazandık’ diyen o muhteşem fotoğrafı görüyorum. Selam olsun Banaz’ıma, selam olsun Eşme’ye, selam olsun Karahallı’ya, Sivaslı’ya, Ulubey’e. Güzelim Uşak’a selam olsun” dedi. Özel, şunları söyledi:
“BURADAN 99’UNCU EYLEM İÇİN İSTANBUL’A GİDİYORUZ”
“Bugün bu meydana bir miting yapmaya gelmedik. Bugün bu meydanda adaleti arayanlar var. Her türlü haksızlığa karşı çıkanlar var. Ezene karşı birleşenler var. Zulmedene karşı direnenler var. İradesine sahip çıkanlar, Cumhurbaşkanı adayına sahip çıkanlar var. Bugün bu meydanda Uşak’ın yiğit evlatları var. Bugün 98’inci kez bir aradayız. İstanbul’a, 99’uncu eyleme Saraçhane’nin yıldönümünde gitmeden; her şeyin başladığı o gün, o çarşamba günü akşam 20.30’da otobüsün üstünde yüzbinlerle tarihin akışını değiştirdiğimiz o günün yıldönümünden önce Anadolu’daki son buluşmada, yıldönümünden önceki son buluşmada ve büyük yürüyüşün belki de tam ortasında İstanbul’a uzanmaya, buradan Saraçhane’ye, yıldönümü buluşmasına yüzbinleri, milyonları davet etmeye geldik Uşak’a. Hep birlikte İstanbul’a gidiyoruz buradan.”
“UŞAK’I 35 YIL SONRA REKOR OYLA KAZANDIK”
“Değerli Uşaklılar ben yanı başınızdan, Manisa’nın evladı, sizin komşunuz, hemşeriniz olarak Uşak’ı hem çok seviyorum, hem çok yakından siyasetini biliyorum ve takip ediyorum. En son 1989’da Uşak Belediyesi’ni, il belediyesini kazanabilmiştik. 35 yıldır Uşak, Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliğinden uzaktı. Bu seçimlerde üç dönem birlikte Meclis’te görev yaptığım, kardeşim saydığım Özkan Yalım ile Uşak’ta hep birlikte bir rekor kırdık. Yüzde 41 oyla hep beraber Uşak’ı kazandık. Özkan’ı seçenlere, ona güvenen ve şehremini diyenlere teşekkür ediyorum. Onun arkasında dimdik duran il ve ilçe örgütlerimize, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Celalettin Çoban’ın şahsında tüm Uşak örgütümüzü ve tüm ilçe başkanlarımızı saygı ile selamlıyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Mileltvekilimiz Ali Karaoba’ya; her fırsatta Uşak’ın sorunlarını Meclis’e taşıyan, gündem eden ve Uşak’taki yapılmayan yatırımla ya da çevre katliamlarıyla Meclis’te sürekli Uşak’ı gündemde tutan milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Uşak merkezi kazanırken, Karahallı’da Ramazan Karakaya’yı, Eşme’de Yılmaz Tozan’ı başkan seçtik. Karahallı’ya, Eşme’ye teşekkür ediyorum. Banaz’ın, Sivaslı’nın ve Ulubey’in sesini duyuyorum. İlk seçimlerde oraları kazanmak için size söz veriyorum. Yine beş ilçenin ikisinde, beş beldenin dördünde Cumhuriyet Halk Partisi var.”
“SÖZ VERİYORUZ; TÜM EMEKLİLER ‘İYİ Kİ’ DİYECEK”
“Uşak’ta il belediyesinde iki yıldır arı gibi çalışan bir ekip var. Yapılan hizmetlerin listesi önümde. Gördüğüm her satır gerçekten Uşak’ın hak ettiği geciken hizmetleri ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyecilik vizyonunu gösteriyor. Bilhassa hizmet filosuna, biz notları hazırlarken 126 araçtı, bugün 153 araca çıktığını öğrendik. Uşak’taki hizmet filomuzun. Her gün yeni araçlar, yeni hizmetlerle bütünleşiyor. Örneğin yedi yaş üstüne Yetiş Anne 153 Hattı, önümüzdeki hafta yedi yaşına kadar çocuğu olan, hasta olursa, ihtiyacı olursa bir telefonla annenin imdadına yetişen yeni bir hizmet. Ya da 65 yaş üzeri için hizmet araçlarıyla çağrı merkezini aradığında onları alıp arzı ettikleri yere götürecek; hastaneye, muayenehaneye gitmek istediklerinde eğer imkanları, evden çıkacak durumları yoksa imdada yetişecek yeni hizmetler müjdeleniyor. Beş elektrikli otobüs, hastane ve üniversiteye yolcu taşıyor. İki yeni okul öncesi için etkinlik merkezi açıldı, yoksul öğrenciler yararlanıyor. Halk Et açıldı, kasapta bin lira olan kıymanın kilosu 650 liraya satılıyor. Bin 100 liralık kuşbaşı 750 liraya satılıyor. Sosyal tesisler var. Türkiye’de ilk sosyal tesisti, ‘Buradan emekliye çay dağıtın’ dedim. ‘Başüstüne’ dedi. ‘1 lira olsun’ dedim, ‘Başımla beraber’ dedi. O gün bugündür 1 liraya emekliler çay içiyor Uşak’ta, afiyet olsun. Gün gelecek bütün Türkiye’de bütün emekliler, ‘Allah’tan bu iki emeklinin evladı Özgür Özel’in partisine oy verdim. Yüzüm güldü. Karnım doydu. İyi ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarda’ diyecek. Söz veriyoruz.”
“BÜTÇE FAZLASI VEREN 10 BELEDİYEDEN BİRİ”
“Büyük bir su sıkıntısı kapıda. Büyük üç yeni su kuyusuyla su sıkıntısına karşı en önemli tedbir alındı. Kapalı pazar yerleri inşa edildi. Çiftçilere zirai drone ile ücretsiz ilaçlama hizmeti sunuluyor. İhtiyaç sahiplerine gıda, eğitim, Hoş Geldin Bebek destekleri veriliyor. Atıl durumdaki Parke Taş Tesisi yeniden çalışmaya, üretmeye başladı. Şu anda bulunduğumuz Atatürk Anıtı çevresi düzenlendi, yenilendi. Atapark’ta ücretsiz internet hizmeti, gençlerin Sanat Sokağı’nda hem ücretsiz internet hem Sanat Sokağı hizmete alındı. Zübeyde Hanım Kadın Yaşam Merkezi hizmete alındı. Kadın kooperatifi, Kardelen Kadın El Emeği Pazarı açıldı. Uşak Belediyesi Türkiye’de bütçe fazlası veren 10 belediyeden biri oldu. Alınan bu tedbirlerle birilerini zengin etmek yerine hizmeti belediye tarafından vermek suretiyle, önce bütün bu hizmetler için kim el kaldırdıysa belediye meclisinde, tüm siyasi partilerden onlara teşekkür ederiz. Cumhuriyet Halk Partisi grubuna yürekten teşekkür ederim. Belediye başkanınızı alnından öpüyorum bu yaptıkları için.”
“AZGIN MADENCİLİKTE ‘GEREK YOK’ DİYENLER, TRAMVAYA ÇED İSTİYORLAR”
“Şimdi öyle bir noktadayız ki… ‘AK Parti nedir, AK Parti’nin kara düzeni nedir? Cumhuriyet Halk Partisi nedir?’ sorusunun kabak gibi ortaya çıktığı bir durumdayız. Birçok işin yanında Uşak’a söz verdiğimiz tramvay var. İsmetpaşa Caddesi’nden geçecek tramvayımız var. Tramvayın rayları geldi. Anlaşması yapıldı. Her şeyi hazır. Projesi hazır. Dünyanın en prestijli caddelerinden tramvay geçer. İstiklal Caddesi İstanbul’da örnek. Tramvay hem ulaşım sorununu çözer, omuzlar; hem o caddeyi hareketlendirir, cazibe merkezi yapar. Turisti çeker, orada tutar. Ama bu tramvaya AK Parti, ‘Cumhuriyet Halk Partisi Uşak’ta büyük işler yaptı. İki yılda tramvayı da söz verdiği gibi getirdi’ denmesin diye engel olmaya çalışıyorlar. Ne yaptılar biliyor musunuz? AK Parti’nin bilhassa bir milletvekili uğraşıyor İsmetpaşa Caddesi’ne tramvay gelmesin diye. Bu tip işlerde ‘ÇED gereği yoktur’ diye bir rapor veriliyor. ‘ÇED; Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’na gerek yoktur.’ ‘Ya bu tramvayın çevreye ne zararı olacak?’, ‘ÇED gerekli değildir’ diye imza atsalar geri kalan yedi kurumun imzası tamam. Tramvay başlayacak ama ‘ÇED gereği yoktur’ vermiyorlar. ‘ÇED raporu gerekir’ diyorlar. Bakın bu AK Parti, tramvaya ÇED Raporu isteyen AK Parti Muğla’daki çimento fabrikasına ‘ÇED gereği yoktur’ raporu verdi. Yine Muğla’daki cennet koyuna ‘ÇED gereği yoktur’ dedi. Bolu Mengen’deki maden ocağına ‘ÇED gereği yoktur’ dedi. Sıkı durun; Uşak Murat Dağı’na maden için ‘ÇED’e gerek yok’ dedi ancak mahkemeyle durdurulabildi. Dahası mı? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin nerede ne konuşsak hemen kulak kesilen, cevap yetiştiren Genel Başkanı’na, Sözcüsü’ne söylüyorum. Erzincan İliç’te ‘ÇED gerek yok’ dendi. Dokuz işçiye mezar olan İliç’teki madende ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ye gerek yok’ dediler. Bugün İsmetpaşa Caddesi’nden geçecek tramvaya ÇED istiyorlar. Azgın madenciliğe, vahşi madenciliğe ‘ÇED’e gerek yok’ deyip, sadece Uşak’ın tramvayına isteyenlere yazıklar olsun. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm yöneticilerine diyorum. Bir şehirde taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun. Adı Ali olsa ne fark eder, Veli olsa ne fark eder? AK Parti olsa ne fark eder, MHP olsa ne fark eder? O şehre hizmete destek olmak vatanseverliğin, o şehri sevmenin gereğidir. Köstek olmak hazımsızlığın dik alasıdır. Uşak hizmeti engelleyenlere, genel seçimlerde bunun hesabını soracak mı? O Uşak’ın tramvaya mani olan milletvekiline söylüyorum. Haydi bakalım… Uşak’ta iki milletvekilleri mi var onların? Koyun bakalım onu ikinci sıraya. Onu milletvekili yaptırırsak ne olalım? Hodri meydan.”
“CUMHURİYET’İN EMANETİ ŞEKER FABRİKASI KORUNMALIDIR”
“Değerli Uşaklılar bir yanda biraz önce isimlerini ve yaptıklarını saydım, bu şehre yüzünü dönenler var. Bir yanda da bu şehrin oyunu alıp sırtını dönen, hizmete engel olanlar var. İşte bu şehre oy alırken alıp da sonra sırtını dönenler Uşak’taki sigorta hastanesini ve devlet hastanesini yıktılar. Elde bir tek Eğitim ve Araştırma Hastanesi kaldı. Şimdi Uşaklılar doktora erişmekte sıkıntı çekiyorlar. Başta göz doktoru ve nörolog olmak üzere pek çok branşta üç - altı ay sonraya, bir yıl sonraya gün veriliyor. Uşaklılar mecburen çevre illere gidiyorlar, İzmir’e gidiyorlar. Şehrin içindeki hastaneleri yıkıp tek bir hastane bırakanlar, her şeyi bir yere toplayanlar şimdi milletin sağlığı ile oynuyorlar. Bu yetmezmiş gibi geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı ki tam tamına 5 milyon liralık stentin; o kalbe takılan, damar tıkanınca damarlara takılan stentlerin tarihi geçmiş. 7 milyon liralık malzeme ortada yok. Sayım yapıyor eczacılar, doktorlar; malzemeler ortada yok, kayıp. İşin üstünü kapatıyorlar. 13 yıldır 29 kilometrelik çevre yolu halen daha bitmedi. 1998’de havalimanı yapıldı, AK Parti döneminde uçuşa kapatıldı. Neymiş efendim? Zafer Havalimanı yapmışlar. Oraya uçuş garantisi, yolcu garantisi vermişler. Uşak’ın kendi havalimanını binbir bahanelerle işlemez hale getiriyorlar. Sürekli yalan söylüyorlar. Yüksek hızlı tren… Bu meydanlarda söz verdiler 2023’te tren başlayacak diye ama şimdi 2028 diyorlar. 2014’te ‘Gökkaya Barajı’nı yapacağız’ dediler. 13 yıl geçti, bitmedi. Söz verdikleri Zep Barajı’na daha çivi bile çakmadılar. Cumhuriyet’in ilk şeker fabrikası burada. O yüzden de kentin aydınlatıldığı ilk şehir, Uşak Cumhuriyet tarihinde. Elektriğin gelip kente verildiği, kent aydınlatmasının yapıldığı ilk şehir. Şimdi bu şeker fabrikası susuzluk sorunuyla boğuşuyor. Etkili bir çözüm üretilmiyor. Uşak Şeker Fabrikası korunmalı, etkili çalıştırılmalı, asla özelleştirilmemeli ve kapatılmasına sebebiyet verilmemelidir. Gözümüz, kulağımız Cumhuriyet’in bu emanetindedir.”
“MURAT DAĞI’NDA KAZANDILAR, SIRADA BAĞBAŞI VAR”
“Kışla Dağı’nda altın madeni var. Yıllardır çevreyi, doğayı mahvediyor. En son üç yıl önce AİHM vatandaşlarımızı haklı gördü. Bu karar uygulanmıyor, hala faaliyet ediyor. Yetmez gibi Murat Dağı’ndaki madene ‘ÇED olumlu’ raporu verdiler. Büyük bir mücadele verildi. Uşak’taki çevresine, dağına, ormanına, suyuna sahip çıkan iyi, cesur insanlar, örgütümüz hep birlikte mücadele ettiler. Murat Dağı’nı durdurdular. Hepinizi ayrı ayrı kutluyorum bu mücadele için. Şimdi Bağbaşı var. Burada ‘Köyümüze GES istemiyoruz’ diyen Bağbaşı köylüleri var. Bağbaşı, köylerden birinin adı. 13-14 köy yan yana. Hepsinin en sulak yerinde gidip GES yapıyorlar. Köylüler GES’e karşı değil. Köylüler GES’in hayvancılık yaptıkları sulak, verimli, meralık alana yapılmasına karşı. Allah’ın güneşi var. Allah’ın dağı var, ovası var. Boş olan yere, verimsiz olan yere yapılsın. Ancak Bağbaşı köylülerinin daha fazla hayvancılığına zarar verilmesin. Zaten memlekette ette, sütte maalesef yanlış politikalar yüzünden para kazanılamıyor. Süt inekleri kesime gidiyor. Doğru bir pariteye denk gelen süt fiyatı belirlenemiyor. Bu yüzden hem sütte zor durumdayız hem yurtdışından buraya… Hasta mı var?”
“KAHRAMANCA ÇALIŞAN SAĞLIKÇILARIN BAYRAMI KUTLU OLSUN”
“Bugün 14 Mart Dünya Tıp Bayramı. Sağlıkçılar, bütün doktorların, bütün hemşirelerin, bütün sağlık görevlilerinin, ambulansın şoföründen acil teknisyenine kadar, herkesin tıp bayramları kutlu olsun. Bir yürekten alkış, sağlam bir alkış. Bunlar, Covid’de yaşatmak için ölümü göze alanlar. Bunlar, büyük bir mücadeleyle bütün zorluklarına rağmen kahramanca çalışan sağlıkçılar, hepsinden Allah razı olsun. Bu şehirde bir büyük sorun da üzülerek söylüyorum ki uyuşturucu. Bu kent, 58 tane giriş, çıkış noktası olan bir kent. En büyük zorlukları yaşayanlar da emniyet mensupları. Sayıları olması gerekenin çok altında polisimizin. Eskiden burası yapısı gereğince 58 farklı giriş çıkışı olduğu için uyuşturucunun geçiş noktasıydı. Son zamanlarda uyuşturucunun hedef noktası olmaya başladı. ‘A4’ diye yeni bir uyuşturucu ya da yeni yeni bu kadar yaygınlaşan bir uyuşturucu, emniyetin en büyük mücadele alanlarından bir tanesi. Son bir yılda 1 milyon kullanımlık bonzai, 100 bine yakın sentetik farklı uyuşturucular yakalanmış, bunun için Uşak’taki kahraman polisimize öncelikle teşekkür ediyoruz. Burada torbacıyla değil baronla uğraşmak gerektiğini, Türkiye’yi bu hale AK Parti’nin kara düzeninin getirdiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Mübarek Ramazan, buradan ilan ediyoruz. İktidarımızda uyuşturucuyla mücadelede ulusal bir seferberlik ilan edeceğiz. Bununla ilgili hazırlıklarımızı geçen ay Meclis’e sunduk. Önce parayı takip edeceğiz. Bütün dünya böyle yapıyor. Kara para takip edilmeden, para hareketleri takip edilmeden uyuşturucu durdurulamaz. Uyuşturucu baronlarının mal varlıklarına el koyulacak. Limanlarda, lojistikte, finans sisteminde denetim güçlendirilecek. Etkin mücadele yürütmek için MASAK yeniden yapılandırılacak. Suç ağına karşı gerçek bir uluslararası iş birliği örgütlenecek. Eğitimde ve istihdamda yer bulamayan gençlerimizi, suç örgütlerinin ağına düşmekten kurtaracağız. Gençleri eğitimde, sporda ve üretimde yani hayatın tam içinde tutacağız. Sosyal politikaları, tedaviyi, rehabilitasyonu en ön plana alıp güçlendireceğiz. Biz sorunu yöneterek, rıza üreten politikaları değil sıkıntıyı tamamen ortadan kaldıracak gerçek mücadele politikalarını savunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Uşak’tan da 81 vilayetten de uyuşturucuyu kazıyıp atacağız, kazıyıp atacağız. Suç örgütlerine müsamaha gösteren, cezasızlık kültürünü yerleştiren, torbacılarla mücadele, baronlarla ahbaplık eden anlayıştan bir an önce uzaklaşmak, bu ülkeyi sevenlerin, bu uyuşturucu belasını, bu ülkeden defetmesi birinci görevidir. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidarımızın üç yılında dünyanın en büyük uyuşturucuyla mücadele seferberliğini yapıp Anadolu’dan ve Trakya’dan uyuşturucuyu kazıyıp atacağız.”
“BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZECEĞİZ”
“Halk berberi açılmış dünden itibaren. Karaağaçlı Mahallesi’nde ilk halk berberi açılmış. Bundan sonra halk berberleri yaygınlaşacak, tıraş parasında zorlanıyorsa emekli, onu da Özkan Yalım karşılayacak. Belediye, halk berberlerini açsın. O halk berberlerini açana kadar tıraşta zorlanan gelsin başkanı bulsun, ‘Genel Başkanın selamı var’ diye. Bunu pek çok mahalleye hızlı bir şekilde yayacağız. Bir daha geldiğimde üç görecekmişim. Esnafla bir anlaşma yapalım, doğru bir formül bulalım. Emekli yokluk çektikçe, yoksulluk çektikçe, evde uyku çekmek bize yakışmaz. O sorunları çözeceğiz, bütün sorunları çözeceğiz.”
“O SEÇİM YAKLAŞIYOR”
“Meydanlarda soruyoruz. Bir de Uşak’ta sorayım. Recep Tayyip Erdoğan, sizi seviyor mu? (‘Hayır’ sesleri) Uşak’ta bayağı kuvvetli bir ‘hayır’ var. Niye peki? Fakir olduğunuz için. Bugün Türkiye’de AK Parti’nin kara düzeni egemen. Maalesef AK Parti’nin kara düzeni, işçiyi sevmiyor. Emekli oluyor, emekliyi sevmiyor. Köyde çalışan çiftçiyi sevmiyor. Onları sevmeyince esnafı hiç sevmiyor. Ayrıca emekliyi sevmediği gibi gençleri de sevmiyor. Türkiye’de her dört gençten üçü, ‘Fırsatını bulursam yurtdışına giderim, orada çalışırım’ diyor. Yine Türkiye’de üç çiftçiden iki tanesi, ‘Asgari ücretli iş bulursam giderim asgari ücretle çalışırım, çiftçilik yapmam’ diyor. Türkiye’de çiftçi yaşı 38’den 57’ye yükseldi. Çiftçimiz yaşlanıyor, gençlerimiz gözünü yurtdışına dikmiş, oraya gitmeye bakıyor. Siyasetçiler de her fırsatta ‘O beka sorunu, bu beka sorunu.’ Beka sorunu demek, bir ülkenin işgal altına girmesi, işgal edilmesi, başka ülkeler tarafından ele geçirilmesi ise buna en iyi cevabı, ‘Cumhuriyet’i biz böyle kazandık’ diyen Uşaklılar vermiş 100 yıl önce. 100 yıl önce. Ama bizim sorunumuz, dünyanın gelişmiş ülkelerinin Türkiye üzerinde hesap yapması, hayal kurması değil. Bizim sorunumuz, Uşak’ın gençlerinin, Türkiye’nin gençlerinin dünyanın gelişmiş ülkelerinde hayal kurması. Bunun için son 31 Mart yerel seçiminde Uşak’ı kazandığımız gece, Kütahya’yı, Afyon’u kazandığımız gece, Manisa’yı, Denizli’yi kazandığımız gece, Balıkesir‘i kazandığımız gece demiştim ki ‘Gençler, bir seçim daha kalmaya, beklemeye karar verdiler.’ İşte o seçim geliyor. O seçim yaklaşıyor. Gençler, o seçime gelecekler. Gençler, sandığa gidecekler. Gençler, bu iktidarı değiştirecekler. Gençler, CHP iktidarında yurt dışına isterlerse gidecekler ama memleketlerinin kıymetini bilecekler. Ben de gençlere Özgür ağabeyleri olarak söz veriyorum. CHP geliyor, sizin sayenizde CHP iktidarı geliyor ve yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor. Gençler, 79 ülkeden 87 partinin olduğu Sosyalist Enternasyonal’in yani dünyadaki sol, sosyal demokrat partilerin üye olduğu Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı Pedro Sanchez. Ben de yardımcısıyım. Bilaistisna Yunanistan dahil Güney Kıbrıs dahil bütün ülkelerin o partilerinden ortak bildiriye imza aldık. ‘Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişini canı gönülden destekliyoruz. Her yardımı yapacağız’ diye. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bize medeniyeti göstermiş, demiş ki ‘Muasır medeniyetleri yakalayıp geçin.’ Onun önünde konuşurken ben bunu yapamamanın, bu ülkenin bir evladı olarak şu ana kadar yapamamanın mahcubiyeti içerisindeyim. Ve onun partisi, 100 yıl sonra iktidara gelince ve onun partisi bir kez daha bu ülkeyi yönetince o iş yarım kaldığı yerden tamamlanacak. Türkiye, Avrupa Birliği’nin hem üyesi hem en güçlü ülkesi olacak, gençler yasaklardan, vizeden kurtulacak, emekli yoksulluktan, işçi işsizlikten, esnaf yoksulluktan kurtulacak. Hepimizin yüzü gülecek. Türkiye’nin yüzü gülecek.”
“BİRİLERİ İNANILMAZ ZENGİN, MEYDANLAR İNANILMAZ YOKSUL”
“‘Kişi başına milli gelir, 18 bin dolar oldu’ diye övünüyorlar. 18 bin dolar. Oysa bu meydanda bir emekliler el kaldırsın göreyim. Bu emeklilerin kişi başına milli geliri 5 bin 500 dolar. Ortalama 18 bin dolar diyor, ortalama. Üstü var, altı var, ortalama 18 bin dolar diyor. Emeklinin 5 bin 500 dolar. Ücretli çalışanlar, emekli olmayıp çalışanlar bir el kaldırsın. Onların ortalaması 7 bin 500 dolar ama Türkiye ortalaması 18 bin dolar. Bu ne demek? Birileri inanılmaz zengin ama bu meydanın geneli inanılmaz yoksul demek. Ve bu zenginliğin tavanda, yoksulluğun tabanda yaygın olduğu, milletin yoksul, üst taraftakilerin de çok zengin olduğu bir düzen demek. İşte bu düzenin adı, AK Parti’nin kara düzeni. Bu düzende AK Partili milletvekili koluna 20 milyonluk saat takıyor ama emekliye, ‘20 bin liraya geçim yapın’ diyor. Afyon’da, Uşak’ta ve Kütahya’da ortalama ev kiraları 20 bin, 25 bin lira. Doğru mu? Emekliye 20 bin lira veriyor, asgari ücretliye 28 bin lira veriyor, ev kirası 20 bin lira. Emekli ya karnını doyuracak, sokakta kalacak veya eve girecek, aç kalacak. Böyle bir düzen olmaz. Emekli, avucunun içi nasır tutmuş, dirseği çürümüş, gözlük camları büyümüş, ‘Artık sen rahat edeceksin, sen çok çalıştın, sen evde oturacaksın, biz devlet olarak sana bakacağız’ denmiş ama hayatın en büyük kazığı AK Parti’den yenmiş. O geldiğinde, AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı, 8 tane çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek. Bugün? Bir buçuk çeyrek altın alıyor. AK Parti geldiğinde asgari ücret 7 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2 buçuk çeyrek altın alıyor. Emeklinin her ay cebinden 6 buçuk çeyrek altın kayıp. Bu kadar büyük kötülük, bu kadar büyük haksızlık, dünyanın hiçbir yöneticisi tarafından, dünyadaki kimseye yapılmadı. AK Parti’nin, Tayyip Erdoğan’ın emekliye yaptığı kötülüğü, çalışana yaptığı kötülüğü dünyadaki hiçbir siyasetçi kendi ülkesindeki kimseye yapmadı. Bugün şaka gibi geliyor. Emekliler, hatırlayın. AK Parti geldi. Öncesinde rahmetli Ecevit, rahmetli Mesut Yılmaz, Devlet Bahçeli’nin koalisyonu hükümeti vardı. O beğenmedikleri hükümet, en düşük emekli maaşına 8 çeyrek altın ve bir buçuk asgari ücret veriyordu. Bir buçuk asgari ücret. Bizim hesabımıza göre asgari ücretin 39 bin lira olması lazım. En düşük emekli maaşının da bir buçuk asgari ücretle 60 bin lira olması lazım. Bunu Ecevit yapıyordu. Bunu Ecevit veriyordu. Bugünkü maaş, alışılmaması gereken bir maaştır. Sefalete alışılmaz, yoksulluğa alışılmaz, isyan edilir, itiraz edilir. Bu sefalet ücretini kabul ediyor musunuz? Bu iktidarı değiştirecek miyiz, değiştirecek misiniz? İşte bu ses böyle yükselirse, bu meydanlar böyle dolar ve taşarsa, miting meydanlarına sığılmaz ve ara sokaklar tıka basa dolarsa, sesler, itiraz yükselirse kim durabilir sizin önünüzde? Bu iktidar değişir, gelen mecburen hakkınızı verir. Siz kimseden lütuf almıyorsunuz. Söke söke hakkınızı alıyorsunuz.”
“EMEKLİYE BAYRAM İKRAMİYESİ KAZIĞI ATILDI”
“Bayram geliyor. AK Parti’nin kara düzeninde emekliye atılan bir başka kazık da bayram ikramiyesi. Hatırlayın, bayram ikramiyesi ilk kez 2015 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından emeklilere her iki dini bayramda birer maaş ikramiye diye dile getirildi. O tarihte AK Parti haziran seçimlerinde bununla alay etti, ‘Olmaz’ dedi. Tek başına iktidarı haziranda sağlayamadı. Kasımda ‘Ben de vereceğim’ dedi. 2015 geçti, 2016 ve 2017 geçti. Ne zaman seçim geldi, 2018 seçimlerinde emekli ikramiyesi olarak her emekliye bin lira verdi seçimden önce. O bin lira yeterli değildi ama iyi bir paraydı. Bizim dediğimiz gibi asgari ücret değildi. Asgari ücret bin 600 - bin 700 liraydı. Bin lira da iyi paraydı. O bin lirayla bayramda bir kurbanlık koç alınıyordu. Şimdi koçun bir butu alınmıyor. O bin lirayla 24 kilo dana kuşbaşı alınıyordu. Bugün verdiği 4 bin lirayla 4 kilo dana kuşbaşı alınamıyor. Yani 2018’den bugüne, aradan geçen sekiz yılda 24 kilo dana kıymadan 4 kilo dana kıymaya gerilemiş ikramiye. Bu sene ikramiye bekleniyor, müjde bekleniyor. Biz dedik ki ‘Bir asgari ücret sözümüz var ama hiç olmazsa 10 -15 bin lira verin.’ 4 bin lirayı 5 bin lira yapmadılar. Sonra bir gün dediler ki ‘Bakanlar Kurulu var. Müjdeyi Erdoğan’ açıklayacak. Dedik ki ‘Herhalde hiç olmazsa 5 bin lira yapacak.’ Müjdeyi Erdoğan açıklayacak diye bekledik, emekliye müjde verdi; ‘4 bin liranızı bayramdan önce yatıracağım. Müjdeler olsun’ dedi. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarın namzeti, iktidara yürüyen partidir en başta disipliniyle. O bayrağı indirin, arka taraf göremiyor. Biraz önce şurada 82 yaşında amcam düşmüş ya. Kurban olayım ona. Arkalarda 70 - 80 yaşında insanlar var. Böyle görmeye uğraşıyorlar. Meydanı dolduran bütün emeklileri bir kuvvetli alkışlayalım.”
“BİZ BU İSRAF VE FAİZ DÜZENİNE SON VERECEĞİZ”
“Uşak’ımız aynı zamanda bir tarım kenti. Buralarda tabii ki çok farklı tarım ürünleri var. Sadece buğdaydan örnek vereceğim. Eskiden 1 kilo buğday satıp 1 litre mazot almıyordu. Şimdi 6 - 7 kilo buğday satıyorsun da 1 litre mazot alamıyorsun. Türkiye’de çiftçinin geldiği durum ortada. Çiftçiye destekleme olarak gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inin verilmesi gerekiyor. Bugün o birin, beşte birini yani binde 2’sini veriyorlar. Bu sebepten çiftçi de perişan durumda. Hal böyle olunca Avrupa’da yoksullukta birinciyiz, enflasyonda birinciyiz, yüksek faizde birinciyiz, işsizlikte birinciyiz, vergi ve gelir adaletsizliğinde maalesef birinciyiz. Şimdi gün Türkiye’de iktidar değiştiğinde neyin, nasıl değişeceğini anlatma günüdür. Kimse umutsuz olmasın. Kimse moralini bozmasın. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının gelmesi artık zamanlama meselesidir. İktidar gelecek, biz bu israf ve faiz düzenine son vereceğiz. Biraz önce söyledim; zenginlik, refah tavanda, yoksulluk tabanda. Bunu alt üst edeceğiz. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Bunun 65 lirası dünyanın en adaletsiz vergisi olan dolaylı vergiler. Yani elektrik, su, telefon, kaban, çocuk ayakkabısı, kot pantolon, pil, ne alırsan al herkes aynı vergiyi veriyor. Fabrikatör de aynı vergiyi veriyor, kapısındaki yoksul bekçi de aynı parayı veriyor, işsiz de olsa aynı parayı veriyor. Yüzde 65. Maaşlarınızdan kesilen ya da bankada bir mevduatınız varsa onun getirisinden kesilen gelir vergisi yüzde 22. Etti mi sana yüzde 87. Yüzde 1 - 2 ıvır - zıvır var. Yüzde 11 kurumlar vergisi. Duyan duymayana anlatsın. Bu adını duyduğunuz bütün markalar, bütün fabrikalar, bütün işletmeler, bütün ihracatçılar, bütün ithalatçılar, bütün para kazananlar toplam verginin yüzde 11’ini veriyor. Bu meydan yüzde 88’ini veriyor. Yoksulun yüzde 88, zenginin yüzde 11 vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni alaşağı edeceğiz. Tam tersi olacak. Çok kazanan çok verecek, az kazanan az verecek. Hiç kazanmayan asla vergi vermeyecek.”
“UÇUŞ, GEÇİŞ GARANTİSİ NASIL VARSA SÜTE PARİTE GARANTİSİ OLACAK”
“En düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret olacak. Beş yıl iktidar olduk, ilk beş yıl 1, beş yılın sonunda 1,5 asgari ücret olacak. Eski günlere mutlaka uğranacak. Tarımda planlı ve alım garantili üretim. Çiftçiye hakkı olan desteklemeyi tam olarak verme. Çiftçileri bir göreyim, kim var çiftçi? Az değil, helal olsun. Eşme’den de gelmişler, Karahanlı’dan, Sivaslı’dan, her yerden gelmişler. Çiftçilerin borcu çok mu? Cumhuriyet Halk Parti iktidarında tarım kredilerinin ve çiftçinin tarım için kullanmış olduğu kredilerin faizlerini bir sefere mahsus tamamen sileceğiz. Ana parayı da beşe böleceğiz. Bütün çiftçiler bir nefes alacak. 1 kilo sütün 1,6 kilo yem alabileceği bir parite uygulayacağız. Buradan bir kez daha söylüyorum. Şu Zafer Havalimanı’ndan ne var? Yolcu garantisi. Otoyol yapıyorlar, ne var? Geçiş garantisi. Köprüde ne var? Geçiş garantisi. Şehir hastanesinde ne var? Hasta garantisi. Kime? Bu yatırımları yapan zengin müteahhitlere. Peki sütte? Yemin 50 kilosu olmuş 850-900 lira, doğru mu? Sütü satıyorsun, 23 lira. Sütün maliyeti, 18 lira. Satışı 23 lira ki ona da alan yok. Gün oluyor maliyetinden aşağıya… Yem maliyeti bir ise süt parası 1,6. Nasıl olacak o? Geçiş garantisi, uçuş garantisi. Bu da süte devlet tarafından parite garantisi. Farkını devlet ödeyecek. Geçen gün birisi diyor ki ‘Ya nasıl olacak?’ Kardeşim geçilmeyen köprüden parayı devlet öderken para var. Uçulmayan uçak, yüzde 99 sapmış Zafer Havalimanı. Yani 100 yolcu gideceğine bir gidiyor, 99 devletin cebinden. Devlette cep mi var şaşkınlar? O verilen para vatandaşın cebinden. Buradaki namuslu, çalışkan vatandaşın cebinden. Buradan garanti ediyoruz; tüm ürünleri ekmeden, dikmeden önce ürünün ne zaman, kim tarafından, ne kadara alınacağını çiftçi bilecek, süt üreticisi bilecek, et üreticisi bilecek. Bu ülke tekrar ette, sütte, meyvede, buğdayda, hububatta, tarımda kendine de yetecek, dünyayı da doyuracak, çiftçisi de zengin edecek.”
“ÇOCUĞUN AÇ GİDİP GELDİĞİ OKUL OLMAZ OLSUN”
“Buradan, Uşak’tan, hani ‘Cumhuriyet Halk Partisi gelince, tamam sorunları biliyor da çözümleri ne olacak’ diyenlere, bıkmadan usanmadan söylüyorum. Örneğin okullarda zil çalıyor, zenginin çocuğu koşuyor, güzel bir suyu alıyor, kana kana içiyor. Öbür garibim gidiyor, tuvalette çeşmeye ağzını dayıyor. Öyle bir şey yok. Bütün okullarda en iyi su ücretsiz olacak. Her çocuğa öğlen sıcak üç kap yemek verilecek, okul yemeği. Zenginin çocuğunun beslenme yapıp, yoksulun çocuğunun aç gidip, aç geldiği bir okul, olmaz olsun kardeşim, olmaz olsun. Biz Türkiye Cumhuriyeti’yiz. Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir, bu ülkede kimsenin çocuğu hayata farkını kapayamayacağı kadar geriden başlamayacak ve teneffüste pis su içerek koşmaya başlamayacak. Okula gittiğinde çantası boş, karnı aç olmayacak. Öyle bir düzen varsa batsın o düzen, batsın o düzen. Dünyanın en güçlü, üç tarafı denizlerle çevrili, yüzlerce çeşit balığıyla, petrol yataklarına yakınlığıyla ve güneş enerjisinin fazlalığıyla, madeniyle genç iş gücüyle, ters diksen düz çıkan verimli topraklarıyla, Anadolu’daki yatırımcısıyla, Uşak’taki battaniyecisiyle, Denizli’deki tekstilcisi, Anadolu kaplanlarıyla, aslanlarıyla, dünyanın en güzel ülkesini sömüreceksin, milleti bu hale düşüreceksin. Yıkılacak o AK Parti’nin kara düzeni, yıkılacak.”
“1 MİLYON ÖĞRETMENİN DİPLOMASI HİÇE SAYILDI”
“Biz, miting yapmaya değil, mücadele etmeye, eylem yapmaya, her türlü haksızlığa karşı çıkmaya, halkı hakkını almak için örgütlemeye, büyük bir mücadeleye, büyük bir direnişe geldik. Hoş geldiniz, hepiniz güç verdiniz. Kamuda mülakat kalkacak, geçen seçimde Tayyip Erdoğan söz vermişti, ‘Mülakatı kaldıracağım’ diye. Daha sonra bir Milli Eğitim Bakanı geldi, ‘Mülakat kalkmaz, mülakat gibi mülakat yapılır’ dedi. 1 milyon öğretmenin diplomasını hiçe saydı, tuttu bir ‘Milli Eğitim Akademisi’ açtı. Şimdi 20 bin alıp onu da mülakatla alıp, kafasına göre alıp, geri kalan öğretmenleri bu hale düşürdü. Buradan açıkça söylüyorum. Herkes kınadığıyla sınanır. Herkes. Recep Tayyip Erdoğan, rahmetli Ecevit’e demişti ki ‘65 bin atanmayan öğretmen var. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam?’ Bugün 1 milyon 65 bin atanmayan öğretmen var.’ Ecevit’in üstüne 1 milyon atanmayan öğretmen geldi, 1 milyon. Şimdi Tayyip Bey’e söylüyorum. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam, ne okuttun be adam? Bu Tayyip Erdoğan, kendisinin hocasına, rahmetli Erbakan’a ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyordu. Bu Tayyip Erdoğan, Ecevit hastayken, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam, düş milletin sırtından’ diyordu. Şimdi Tayyip Bey, Ecevit’in yaşında, ben onun o yaşı söylediği yastayım. Ağzımdan asla böyle bir laf çıkmaz. Ama sadece şunu söylüyorum. Meydanlar kızgın, meydanlar tepkili, insanlar yoksul ve insanlar bu iktidarın değişmesini istiyor. Daha ne kadar kaçacaksın be adam? Getir o sandığı, çık karşımıza. Hodri meydan, hodri meydan.”
“İŞ OLANA KADAR TEMEL VATANDAŞLIK GELİRİ ALACAKLAR”
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketine yakışır iki önemli sözümüz var. Dedi ya ‘Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.’ Ülkede, evine ekmek götürmek için iş arayan, iş bulamayan insanlar var. Ve yine evinde çocuğuna bakan, yaşlısına bakan, engellisine bakan, çalışamayan hatta sokağa çıkamayan ev kadınları var. İktidarımızın hemen başında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup iş bulamadığımız, maaşı olmayan herkese eşit temel vatandaşlık geliri bağlayacağız. Bu, şu demek. Her eve bakımını, karnını doyuracak, çocuğun üstünü giydirecek, okula yollayacak bir temel insanlık geliri, temel vatandaşlık geliri olarak sağlayacağız. Ta ki iş bulana kadar. İş bulmada bu yardımı alanlara öncelik vereceğiz, iş olunca bu maaşları yerine kendi maaşlarını alacaklar. Özellikle buradan, Uşak’tan sesleniyorum. Türkiye’de en sesi çıkmayan, sesi duyulmayan, o kıymetli sözlerine maalesef değer verilmeyenler, ev hanımlarıdır, ev kadınlarıdır. İş veremiyorsak, kreş kurup da çocuğu bıraktırıp işe yollayamıyorsak, hastasına bakıyorsa, zorluğu varsa, çalışamıyorsa tüm ev hanımlarına sigorta yapılacak, emeklilik hakkı tanınacak.”
“EV KADINLARI BU DEĞİŞİME İNANIYOR MUSUNUZ?”
“Uşak, bu mitingi bir tarafa yazın. Bu 98’inci eylem. Bu Mart’ın başında, büyük iktidar yürüyüşünün önemli mitinglerinden biri. Bundan sonra da mitingde, eylemde durmayacağız. Kapı kapı gezeceğiz, sokak sokak dolaşacağız, neyi, nasıl düzelteceğimizi söyleyeceğiz. Emekliye konuşuyoruz, emekçiye konuşuyoruz, çiftçiye, hayvancıya, arıcıya, sütçüye konuşuyoruz, esnafa konuşuyoruz. Gençlere konuşuyoruz, ev kadınlarına konuşuyoruz. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Zenginler için değil, milletin kendisi için konuşuyoruz. Sosyal demokrasi böyle bir şey. Bugün, İspanya’da başarıyorsa Pedro Sanchez, biz de başarabiliriz. Bugün, Danimarka ve İsveç başarıyorsa, biz de başarabiliriz. Almanya başardıysa, Fransa başardıysa biz de başarabiliriz. Asla yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe katlanmak zorunda değilsiniz. Bize katılabilirsiniz, birlikte değiştirebiliriz. Birlikte değiştirebiliriz. Bu değişime inanıyor musunuz? Bu değişime inanıyor musunuz? Bariyerlerin arkasından kulak kabartan Uşak’ın güzel insanları, bu değişime inanıyor musunuz? Arkadan bakan ev kadınları, bu değişime inanıyor musunuz? Ben de inanıyorum.”
“MİLLET İSTEDİ Mİ ALIR”
“Şuna inanın. Biz ‘değişim’ dedik, yola çıktık. Parti değişti, 5 ay sonra yerel seçime gittik. 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi, oldu Türkiye’nin birinci Partisi. Uşak’tan tut, Ege’de dokuzda dokuz aldık. Türkiye’nin yüzde 65’ini aldık, AK Parti’yi 23 yılın sonunda ilk kez geride bıraktık. Şimdi, genel seçimlere gidiyoruz. Kimse enseyi karartmasın. Efendim, olmadık şeyler duyuyorum. ‘Kazanırız ama vermez.’ Nasıl vermez? Millet istedi mi alır, millet istediğini başa koyar, istediğini arkaya koyar. Onun için büyük bir inançla ve büyük bir gayretle, büyük ve sabırla ama büyük bir cesaretle burada duruyoruz. Meydanlarda duruyoruz. Ve emin olun omuz omuza iktidara yürüyoruz. Sizin iktidarınıza yürüyoruz. Tabii karşımızda kötülük nefes almadan devam ediyor. Daha dün, her mahallede biz söz veriyoruz ya ‘Devlet kreşleri açacağız’ diye. Bunu yarın için söz verirken bugün için Türkiye’deki belediyelerimizde teker teker hayata geçiriyoruz. Uşak’ta 2 tane var. Türkiye’de 801 tane. Buralar, çocuk etkinlik merkezi. Buralara yoksul çocuklar normalin 10’da 1’i fiyata gidiyorlar.10’da 1’i fiyata. Yine de bunu karşılamazsa yolu bulunuyor, bedava gidiyorlar. Şehit çocukları, gazi evlatları bu etkinlik yerlerine, etkinlik merkezlerine ücretsiz gidiyorlar. Birileri bundan memnun değil. 801 tane kreş yapmışız. Hedef bin. 78 tane yurt yapmışız. Hedef 100. Tutturuyorlar, ‘Bunları kapatın.’ Kapatmayız, ‘Bunları verin, devredin.’ Alacaklar ve hizmeti durduracaklar. Kreş dediğin kadını eve mahkum etmeme projesidir. Kreş dediğin, kadını istihdama katma, kadını sosyal hayata, kent yaşamına katmadır. Kreş dediğin çağdaşlıktır. Bunlar kreşe bundan karşılar. Yurt dediğin, çocuğu cemaatin, tarikatın yurdundan kurtarmak ve cumhuriyetin yurtlarında barındırmaktır. Yurt yapmamalarının, yurt yapmamıza saldırmalarının sebebi bundandır.”
“MİLLİ EĞİTİM BAKANINDAN KONU AÇILINCA MEYDAN ÇILDIRIYOR”
“Şimdi, 2007’deki bir kararı gösterip, yazılar yollayıp, ‘Buraları kapat’ diyorlar. 85 bin evladımız, yoksul çocuğun yararlandığı yere saldıran kişinin adı, adını boşverin, adı lazım değil, Milli Eğitim Bakanı. Şimdi o Milli Eğitim Bakanı, bu da çok sevilen bir kardeşimiz maşallah. Daha konu ona gelince meydan çıldırıyor. Bu Millî Eğitim Bakanı’nın bakan olduğu yerde… Geçen hafta ben Karaman’daydım. Karaman’da dedim ki ‘Burası Karaman. Burası Türkçe’nin başkenti. Burası resmi dilin Türkçe olduğunun Karamanoğullarından beri ilan edildiği Türkçe’nin başkenti. Türkiye’nin de resmi dili Türkçe’nin başkenti.’ Hemen bir hafta sonra, Karaman’da, bir ilköğretim okulunda, şu kadarcık çocukları almışlar ve onlara Arapça İstiklal Marşı okutuyorlar, Arapça. Bu işin Milli Eğitim Müdüründen ve Bakanı’ndan bağımsız olması mümkün değil. Eğer bağımsızsa dün derhal görevden alınması gerekirdi Milli Eğitim Müdürünün, okul müdürünün ve o rezilliği yapanların. Arapça bir dildir, saygı duyduğumuz bir dildir. Türkiye’deki 6 milyon vatandaşımızın, Urfa’da, Mardin’de, Hatay’daki ana dilidir. Baş, göz üstünedir. Ancak bir ülkenin milli marşı, ulusal marşı, İstiklal Marşı, kendi dilinde, öz dilinde, özellikle resmi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur. Ve böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur.
“İSTİKLAL MARŞI’NIN YARATTIĞI ORTAK DUYGUYA SALDIRIDIR”
“Utanmaz adamlar, Naim Süleymanoğlu rahmetli, mezalimden kaçtı geldi. Milli formayı giydi. 1983’te Moskova’da, 1989’sa Atina’da, 1991’de Almanya’da, 1993’te Avustralya’da, 1995’te Çin’de ay - yıldızlı bayrağı göğe çektirdi, halter şampiyonu oldu. İstiklal Marşı Çin’de, Moskova’da, Almanya’da Türkçe okundu. Bu millet hüngür hüngür ağladı. Filenin Sultanları iki - üç sene önce Amerika Teksas’ta kovboyların memleketinde şampiyon oldular, İstiklal Marşı’nı Türkçe okuttular. Mete Gazoz okçulukta Berlin’de, Almanya’da bütün salon ayağa kalktı ve İstiklal Marşı Türkçe okundu. Buse Nazlar gittiler Tokyo’da, Japonya’da Türkiye saatiyle gece 03.30’da. Bütün Japonya ayakta, Buse Nazlar şampiyon oldu ve Türkçe okundu. Bu istiklal Marşı’nı Arapça okutmaya çalışan, İstiklal Marşı’nın bu millette yarattığı ortak duyguya saldıran, Karaman gibi bir yerde Cumhuriyet’e meydan okuyan, İstiklal Marşı’na meydan okuyan, o İstiklal Marşı’nın Şairi Mehmet Akif’e meydan okuyan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e meydan okuyanlara yazıklar olsun. Bu ülkenin evlatlarına bir daha kimse Arapça İstiklal Marşı okutmaya kalkmasın. Bu aziz millet, o bakanın da okutanın da alnını karşılayacak. Alnını karşılayacağız. Ne Arapça’ya, ne Arapça’nın ana dil olduğu coğrafyaya, ne de o dilin kullanılmasına kimsenin sözü yok. Ama buradan bahaneyle sen İstiklal Marşı’na saldırırsan, bir ülkenin ulusal marşını başka dilde okutmaya çalışırsan senin derdin bu ülkeyi bölmektir. Bu bölücülüğe asla izin vermeyeceğiz.”
“İKTİDARA YÜRÜDÜĞÜMÜZ İÇİN HEDEFTEYİZ”
“Hem dünya hem bölgemiz zor ve kritik günlerden geçiyor. Bir yıldır bir büyük mücadelenin içindeyiz. Arkadaşlarımız son seçimi kazandığımız için, Ekrem İmamoğlu AK Parti’yi dört kez üst üste yendiği için, iktidara yürüdüğü için, partimiz iktidara yürüdüğü için hedeftedir. Önümüzdeki çarşamba akşamı birinci yılı hep birlikte dolduracağız. Bir yandan da Saraçhane’deki o bir yıl önceki mücadeleyle sahip çıktığımız, ayağa kalktığımız değerlerde hep beraber kenetlenmeye devam edeceğiz. Bu sıralarda nihayet çok gecikerek dava görülmeye başlandı. Maalesef arkadaşlarımız bir yıldır tutuklu. Bir yıldır söylenen ne varsa yalan olduğu ortaya çıktı. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler, 560 kuruşun bile ispati yok. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler, birini bile iddianameye yazamadılar. ‘Parkelerin altından para çıkan görüntü var’ dediler, görüntüler yalan çıktı. ‘Çantadan para çıktı’ dediler, jammer çıktı. ‘Lüks araba garajı’ dediler, İmamoğlu’nun değil MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nden kasa çıktı’ dediler, AK Partili’nin çıktı. ‘İçinden para çıktı’ dediler, mühür olduğu ortaya çıktı. Attıkları her yalan çürüdü. Baştan beri diyorduk ‘Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz’ diye. ‘Canlı yayın’ diyenler parça kırdı, söyledikleri yalan çıktı. Şimdi canlı yayın yapmak için verdiğimiz önergeye ret oyu kullandılar. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bak daha geçen hafta Devlet Bey dedi ki ‘Canlı yayında ne kadar fayda olduğunu gördük.’ Bir kez daha söylüyorum; sen savcına güveniyorsan, şimdi bakan yaptığın o başsavcının yazdırdığı iddianameye güveniyorsan… Hani diyordun ya ‘İddianame çıkınca insan içine çıkamayacaklar’ diye. İddianame çıktı, biz meydandayız. Sen insan içine çıkabiliyorsan… ‘Birbirinin yüzüne bakamayacaklar’ diyordun. Uşak’ın yüzüne bakıyorum. Sen bakabiliyorsan… ‘Birbirlerinden gözünü kaçıracaklar’ diyordun. Bak senin gözünün içine bakabiliyorum. Gözümün içine bakıyorsan… Hodri meydan. Canlı yayın istiyoruz. TRT’den yayın istiyoruz. O iddianameyi biz yargılıyoruz.”
“YENİ KURA ÇEKMİŞLERİ AĞIR CEZA KÜRSÜSÜNE OTURTMUŞLAR”
“Değerli Uşaklılar son kısımda şunu söyleyeceğim. Mahkemeye bir başkan atadılar, avukatlıktan hakim olmuş ve avukatlıktaki sürenin üçte ikisi eklenince kıdemi dolmuş bir hakim. Yanında iki yardımcı. Beklersin ki normalde İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemesi’nde iki yanda oturanlar 20’şer, hakim 25 - 30 yıllık Ağır Ceza tecrübesi. 30 yıl önce başlamalı Trabzon’dan, Ardahan’dan, Mersin’den, Edirne’den. Çalışmalı ve doğru, bozulmayan, adaletli kararlar kurmalı. İyi siciller almalı. Daha büyük şehre, daha iyi yerlere gelmeli. 20 yılın sonunda oraya, Ağır Ceza kürsüsüne oturmalı. Bugün kürsüde oturan üç hakime normalde eski usulle ya da dünyadaki örnekleri ile en az toplam 60 - 70 yıl kıdem lazım. Bunların kürsü kıdeminin toplamı üçününkinin 10 yıl altı ay. Birinin yedi yıl, diğer ikisi 2024’te yani bir yıl dokuz ay önce hakim olmuş. Yeni kura çekmişleri oraya oturtmuşlar. Bir de Adalet Bakanı hiç utanmadan, sıkılmadan bu hafta dedi ki ‘10 yılını doldurmayanı Ticaret Mahkemesi’ne başkan yapmayacağım.’ Sen iki yılını doldurmayan iki kişiyi İstanbul 40’ıcı Ağır Ceza’ya koymuşsun. O ikisinin kararı bile ikiye - bir. İstediği her şeyi söyler. İki yıl önce bugün hakim olmayan iki kişi var orada. Silahşör, tetikçi diye konmuş. Başlarına Adalet Bakanı’nın en yakını konmuş. Bu mahkeme doğal hakim ilkesi yerine özel olarak oluşturulmuş. Adı 40’ıncı Ağır Ceza ama iki kişiye yeni geldi, o heyet yeni oldu. Eski heyet eski davalara, bu heyet sadece bu davaya bakacak. 41 ayrı mahkeme varken, kurayla birine düşecekken, baştan beri dedikleri 40’ıncı Ağır Ceza’ya düştü. Yüzde 2 ihtimal varken. Yani iddianame ısmarlama, mahkeme ısmarlama, heyet ısmarlama. Kura sahtekarca ve dedikleri yere bu mahkeme görülmek üzere veriliyor.”
“İTİRAFÇI ‘VALLAHİ DOĞRU, ONU DÜŞÜNEMEDİM’ DİYOR”
“Öyle bir iş ki bu hafta görülmeye başladı ve daha çıkar çıkmaz itirafçılar dökülmeye başladı. ‘Gördüm’ demiş orada, diyor ki ‘Görmedim.’ ‘Duydum’ demiş orada, diyor ki ‘Duymadım.’ -Mış’la, muş’la yazdırmış, zorla imza attırmış, şimdi milletin karşısında şaşkına dönmüş durumdalar. Öyle bir noktadayız ki itirafçı diyor ki ‘20 milyar TL yolsuzluk gördüm.’ Ekrem Başkan ayağa kalkıyor, ‘Ağaç A.Ş’nin bir yıllık cirosu ne kadar?’ ‘5 milyar.’ 5 milyarlık yerde, 20 milyar olur mu evladım?’ Dönüyor diyor ki ‘Vallahi doğru. O tarafını düşünemedim.’ Düşünemediği yalanın altına imza attırmışlar. Öyle bir noktadayız ki bir yıl önce Ekrem Başkanı tutuklarken bir gizli tanık vardı, adı Meşe’ydi. Bütün iftiraları attı, altına imza attı, ‘Yüzü gizli, kimliği gizli’ dediler. Öğrenildi ki bu kişi, söylediklerinden caymış. Verilen tavizi, sözü alamamış. Mahkemeyi basmış, intihara kalkışmış, bunu almışlar. Bunun söylediği bütün ifadeleri, noktasına, virgülüne, yazım hatası ile kopyalamışlar İlke diye yeni bir gizli tanık bulmuşlar. Uşak’ın vicdanına soruyorum. Tiyatro oyununda rolü başka oyuncu oynar, eskisi hastalanırsa. Sinemada filmi başkası çeker, eskisinin yerine. Demek ki burada gizli tanık var, gizli tanıkta oyuncu değişikliği olur mu? Oyuncu değişikliği varsa oyun vardır. Kurgu vardır. Kendiliğinden yazılmış bir senaryo vardır. Gerçek yoktur. Bugün AK Parti’nin kara düzeni, suçüstü yakalanmıştır. Arkadaşlarımız masum, gizli tanıklar sahte, itirafçılar iftiracıdır. Şimdi yüzleşme vaktidir. Artık yeter, tutuksuz yargılama elzemdir, artık yeter canlı yayın bu milletin talebidir.”
“EKREM BAŞKANI CUMHURBAŞKANI YAPACAĞIZ”
“Şimdi buradan bir kez daha söylüyorum. Ekrem Başkan’ın talebidir. Ekrem Başkan diyor ki ‘Derdiniz benimle, bırakın çocukları, bırakın anneleri, bırakın hastaları, bırakın yaşlıları, bırakın suçsuz bürokratları. Benle uğraşan, benimle’ diyor. Aykut kardeşim soruyor, ‘Ekrem Başkan, Cumhurbaşkanı Adayı olmasaydı, biz burada olacak mıydık?’ Kimse bir şey diyemiyor. Asla olmayacaklardı. Buradan bir kez daha sesleniyorum. Bu dava siyasidir, arkadaşlarımız masumdur, tutuksuz yargılama esastır, herkes Ekrem Başkan için içeride tutulmuştur. Ekrem Başkan, meydan okumuştur. Bütün arkadaşlarımıza tutuksuz yargılama istiyoruz. Bana geçen gün bir gazeteci arkadaşım dedi. ‘AK Partililerle konuşuyorum, Ekrem İmamoğlu’nu tutuksuz yargılayamayız.’ Niye? ‘Otobüsün üstüne çıkar, bir daha inmez. Memleketi gezer, kampanya yapar, baş edemeyiz’ Madem baş edemiyorsunuz, madem korkuyorsunuz, o gazeteciye dedim. Onların hukuk tanımazlığını bir an olsun kabul edelim. Bu kadar korkuyorsanız ev hapsi verin. Zulmü bitirin. Ekrem Başkan evinde otursun, biz de onun Türkiye’de bütün dostları, Türkiye’de, Türkiye İttifakı’nın bütün bileşenleri ile çalışacağız, onun yerine koşturacağız, onu Cumhurbaşkanı yapacağız.”
“BEKLE BİZİ İSTANBUL”
“Şimdi Uşak’tan bir yürüyüş başlatacağız. Hep birlikte bir yürüyüşe geçeceğiz. Bütün Türkiye, Uşak’ı izleyecek, burayı izleyecek ve önümüzdeki hafta Çarşamba, 20.30’da diplomanın iptal olduğu 18’ini, darbe girişiminin başladığı 19’u sabahına bağlayan gece Saraçhane’ye bir mücadeleye, Ekrem Başkana ve arkadaşlarımıza sahip çıkmaya gelecek. Türkiye’yi İstanbul’a, Saraçhane’ye davet etmeye hazır mısınız? Sesi Uşak’tan yükseltiyoruz, tüm Türkiye’ye duyuruyoruz. İstanbul’a yürümeye hazır mısınız? İstanbul, bizi beklesin mi? Bekle bizi İstanbul. Bekle bizi İstanbul. Uşak, İstanbul’a yürümeye hazır mısın? Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyor muyuz? Herkesi İstanbul’a bekliyor muyuz? İstanbul bizi bekliyor, İstanbul’a yürümeye, iktidara yürümeye, bu iktidarı değiştirmeye hazır mıyız? Hep birlikte yürüyecek miyiz? Hep birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman yürüyelim arkadaşlar. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun.”
27.03.2022