15.05.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“BİZİ SİLKELEYENLERE, ENGEL OLANLARA SÖYLÜYORUZ: ÇALIŞIYORUZ, ÇALIŞIYORUZ, ÇALIŞIYORUZ, HEP BİRLİKTE İKTİDARA YÜRÜYORUZ”
“OTOBANDAN GEÇENDEN KAPI PARASI ALMAYA NİYETLENMİŞLER; BUNA KARŞI GEREKİRSE HAYATI DURDURARAK MÜCADELE EDECEĞİZ”
“ERDOĞAN, BALYOZ OPERASYONU YAPMIŞTI, BİZİM BALYOZUMUZ OTOBAN GİŞELERİNİ KIRMAK İÇİN KALKACAK”
“ÇOK YAKINDA İKTİDAR OLACAĞIZ, YAPILAN HER HAKSIZLIĞI BİZ TELAFİ EDECEĞİZ; HEPİNİZE SÖZ VERİYORUZ”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, İzmir’de Bornova Belediyesi, Doğanlar Kent Bostanı ve Dijital İkiz Tabanlı Akıllı Şehir Operasyon Merkezi Açılış Töreni’ne katıldı. Genel Başkan Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada, “Hoş geldiniz. Cumhuriyetimizin sarsılmaz kalesi, kurtuluşun ve özgürlüğün kenti; 10 yaşında geldiğim, ortaokulu, liseyi, üniversiteyi okuduğum güzel şehir, güzel ilçe Bornova’nın güzel insanları, hepinize merhabalar. Hepinize saygıyla selamlıyorum” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, şunları söyledi:
“İMKANSIZ GÖRÜNEN BİR DEĞİŞİMİ GERÇEKLEŞTİRDİK”
“Son yerel seçimlerde bir tarihi hep birlikte yazdık. Unutmayalım, çok kazanmak istediğimiz Cumhuriyet’in 100’üncü yılındaki bir seçimden çok istememize, çok çalışmamıza rağmen büyük bir üzüntüyle çıkmıştık. Hiçbirimiz karşıya doğru değil, hep yere doğru bakarak yürüyorduk. Birbirimizin yüzüne - gözüne bakmıyor, emekli öğretmenler öğretmen evlerine gitmiyor, komşular birbirine çaya - kahveye geçmiyor, geçse de ağızları bıçak açmayan bir duygusal kopuşun yaşandığı ve Cumhuriyet’in geleceği için de kentlerin geleceği için de büyük endişelerin hasıl olduğu günlerden geçiyorduk. O günlerde biz düştüğümüz yerden kalkmaz isek, ayağa kalkmaz isek, birbirimize sarılmaz, tutunmaz, moral vermez ve bu ülkeyi umut olmaz isek yaklaşan yerel seçimlerin bir felaket getirdiğini ve zaten yönettikleri yerlerde kentlere karşı suç işleyen, kentleri talan eden ve kenti o kentin gerçek yerleşimcileri yerine ranta teslim eden bir anlayışın yerel seçimlerde de büyük bir zafer, başarı elde etmesinin endişesi içindeydik. Bunun için dedik ki ‘Partide bir özeleştiriye ihtiyaç var. Bunun için de bir değişime ihtiyaç var.’ Değişim için yola çıktığımızda yolda hemen yanımızda bulduğumuz iki kişiden birinin sağında, birinin solunda oturuyordum biraz önce; ikisinin arasında. Bunlardan biri tabii ki o gün de bugün de İlçe Başkanımız olan Ertürk ağabey olduğu gibi Bornova Belediye Başkanımız Ömer Ekşi kardeşimdi. Bir diğeri de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımızdı. O yürüyüşte yola çıktık ve gitgide çoğaldık. İnandığımız bir şey vardı. İmkansız görünen bir değişimi; sokağın sesini salona, tribünlerin sesini delegelerimize ulaştıran sizler bir değişimi istediniz, gerçekleştirdiniz ve o değişimle, o değişimin kadrolarıyla, o değişimin anlayışıyla birlikte… Biraz önce izlerken hepimiz duygulandık. ‘Kırmızı yelekliler’ dediğimiz gençlik kollarından gelen arkadaşlarımıza, kadın arkadaşlarımıza güvenerek. Ayrıca bu işi sadece Cumhuriyet Halk Partililerle değil; ilçenin, ilinin, ülkenin bütün demokratlarını kucaklayarak, sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları bir arada kucaklayarak ama tek adam rejimine karşı hep birlikte demokrasiyi savunarak bir yerel seçime doğru gittik. O yerel seçimlerde, o büyük mağlubiyet daha üzerinden 10 ay geçmişken Cumhuriyet Halk Partisi söz verdiğimiz gibi 47 yıl sonra yeniden Türkiye’nin birinci partisi oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu günden itibaren ilk yenilgisini aldı.”
“NİSANDA DA 26 AÇILIŞ YAPMIŞ, 24 DE TEMEL ATMIŞTIK”
“İşte bu inanç, bu azim, bu yaklaşım biraz önce size hitap eden Ömer Ekşi kardeşim olan gençlik kollarından gelen kadrolar, kadınlar, bütün demokratlarımızla birlikte en büyük zaferlerden birini de İzmir’de elde ettik. 31 belediye başkanı adayı gösterdik, 29’u seçildi. Bir büyük zafer elde ettik. ‘Bu gidişle siz İzmir’i de kaybedeceksiniz, kalelerinizi de kaybedeceksiniz’ diyenlere bizim İzmir’den, İzmir’in bizden vazgeçmeyeceğini; ayrıca kale siyasetinin peşinde olmadığımızı; İzmir’in olsa olsa milletin, demokratların, Atatürkçülerin kalesi olduğunu herkese gösterdik. Bugün İzmir’de sekiz kadın, 12 gençlik kollarından gelen belediye başkanının yerel seçimlerden sonra görev yaptığı bir süreçteyiz. Bir yandan 2 - 3 Nisan‘da buradaydık, hep birlikte 26 açılış yaptık ve 24 yeni projenin temelini attık. Bugün de yine dört ilçede çok sayıda açılışı peşi sıra gerçekleştiriyoruz.”
“VERİLEN SÖZÜ TUTMAK CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN İŞİDİR”
“Siyasette bazen anlamlı günlerde önemli sözler verilir. Sözü vermek siyasetçiye dairdir ama sözü tutmak Cumhuriyet Halk Partisi’nin işidir. Biz bundan bir yıl, belki biraz daha fazla süre önce Ömer Başkanın bir çağrısıyla Bornova’nın Sarnıç Köyü’ndeydik. Benim iki gözbebeğim var. Biri Manisa, biri Bornova. Biri doğduğum, büyüdüğüm, 15 gün Spil’i görmezsem kardeşimi görmemiş gibi burnumun sızladığı Manisa. Biri de 10 yaşında geldiğim ve her şeyi öğrendiğim, en büyük dostlukları yaşadığım ve dostlarımdan, arkadaşlarımdan ayrılmadığım Bornova. İkisinin tam arasındaki Sarnıç Köyü’nde orman yangını, eşzamanlı olarak camisindeki hasarı, muhtar evinin cami ile birlikte yıkılmak üzere olduğunu gördük ve o gün söz verdik. Dedik ki ‘Buraya Sarnıç’a yakışır bir cami yapalım, bir köy evi yapalım, bir kütüphane yapalım.’ Ayrıca Sarnıç’a bunları yaparken halen sürüyor ama o günlerde acı günleriydi İsrail mezaliminin ve biz ‘Sarnıç’a Filistin’le dayanışmamız ile Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya olan saldırılara karşı tepkimizi gösteren ve Müslümanlar için, tüm kutsal dinler için anlamlı Kudüs’te Mescid-i Aksa’yı model alan bir cami yapalım, adını da Mescid-i Aksa Camii koyalım’ demiştik. O gün verdiğimiz söz tutuldu. Bugün, o gün söz verdiğimiz gibi cuma namazımızı hep birlikte Sarnıç Mescid-i Aksa Camii’nde kıldık ve camiyi köyün hizmetine sunduk.”
“KENT AÇISINDAN YÖNETİM ANLAYIŞIMIZI GÖSTERİYOR”
“Cumhuriyet Halk Partili belediyeler ihtiyaç neyse, toplumsal talep neyse; cami ise cami, okulsa okul, cemevi ise cemevi, halı saha ise halı saha ama ihtiyaç neyse o ihtiyacı gören, bilen, ona göre işler yapan yerel yöneticilere sahip. Ömer de bu arkadaşlarımızdan biri. 1958’de ilçe olan Bornova‘dan 1963’ten beri 13 kez belediye başkanı seçtik. Dokuzu Cumhuriyet Halk Partisi ya da kapalı olduğu sıra açık olan halkçı partilerdendi. Son beş dönemdir Bornova, Cumhuriyet Halk Partisi’nden vazgeçmiyor. Biz de Bornova’nın bize duyduğu güveni, sevgiyi, ona bir gözbebeğimizi, gencecik bir arkadaşımızı, Ömer Eşki’yi emanet ederek gösterdik. Bornovalılar da tam yüzde 50 oyla Ömer’i seçtiler. O gün bugündür Ömer kardeşim Bornovamıza hizmet ediyor. Biz biraz önce gayet güzel ayrıntısıyla bir filmde yapılan işleri, dakikalarca izledik. Ümit ederim sosyal medyadan herkes bunları takip edebilir. Ancak canlı yayına yansımamış olabilir, ben ana başlıkları ile bir, ikisinden bahsedeyim. 20 cadde, 174 sokakta 46 kilometre, 106 bin ton asfalt serildi Bornova’ya. Yedi Kent Market açıldı. Üç tane Kent Lokantası açıldı. Uygun fiyata et satması için Kent Kasabı hizmete girdi. İlkokul öğrencilerine, 8 bin öğrenciye beslenme paketi dağıtılıyor. 65 yaş üstü 17 bin 600 vatandaşın evine sıcak yemek servisi yapılıyor. Park sayısı 575’e, toplam yeşil alan 1,9 milyon metrekareye ulaştı. Ben bu yapılan işleri son derece önemli, son derece kıymetli, kent açısından da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetim anlayışını göstermek açısından da çok önemli buluyorum.”
“EV EKONOMİSİNE VE KADINLARA DESTEK SAĞLANIYOR”
“Bugün de burada farklı bir günü yaşıyoruz. Önce bir köyde cami açılışını yaptık. Şimdi de bir kent bostanı için, bu kez kentin içinde bir bostanın hemen yanı başındayız. Orada da bu bostandan yararlanan hanımefendiler, değerli kadınlar, başlarında hasır şapkalarıyla sabırsızlıkla el sallıyorlar. Biz de onları selamlıyoruz. Bugün 24 metrekarelik parçalara bölünmüş, burada tarım yapmak isteyen kentin kadınları arasında öncelik kurası çekilmiş. Kendilerine alanlar tahsis edilmiş. Fideler verilmiş, sulamalarına destek olunmuş. Buradaki ürünleri üretiyorlar. Kendi evlerinin ekonomilerine, sadece kendi evlerinin değil belki komşularının yakınlarının ekonomilerine katkı sağlamak, mutfaklarına katkı sağlamak üzere götürüyorlar. Bu sadece bir mini tarım uygulaması. Aile bütçesine katkının ötesinde kadınların hem birbirleriyle sosyalleştikleri hem kendilerine verilen imkan dahilinde üretimin bir parçası oldukları, hem de bu sosyalleşme ve birliktelik üzerinden hem artık kentin oluşan bir kanaatini evde dinleyen değil; kanaat oluşturan, kenti yaşayan ve yaşatan, o kentin gündemini belirleyen ana öğeler olarak, kent yaşamının ta içinde yerlerini aldıkları, hem de doğa ile iç içe sağlıklarını korudukları bir önemli yaklaşım kent bostanları. Bu kent bostanlarını İstanbul’da da özellikle Ataşehir Belediye Başkanımız, o da gençlik kollarından bugüne aynı Ömer gibi gelmiş olan Onursal Adıgüzel çok sahiplenirdi, çok heyecanlanırdı. Buradan hem burada olan ve olmayan hem de partimize yapılan tarihin en büyük siyasi saldırılarına Silivri’deki 12 metrekarelik hücrelerinden dimdik ayakta durarak direnen arkadaşlarımıza selam yolluyoruz.”
“TRAFİK, AFET YÖNETİMİ İÇİN DİJİTAL İKİZ TABANLI MERKEZ AÇILIYOR”
“Bir diğer açılışımız, fiziken oraya gitmeyeceğiz ama ben ayrıntıları öğrendim, çok memnun oldum. Çağ, artık şehirlerin belli oranlarda dijital ikizlerinin yaratılması, dijital ortama taşınmasıyla kentin yönetiminin, trafiğinin yönetiminin, krizlerin yönetiminin, Allah vermesin afetlerinin yönetiminin yapıldığı, kolaylaştığı, hatasız yapıldığı, iyi planlandığı dijital ikizlerin üretilmesi dönemi. Biraz önce Ömer bahsetti, Türkiye’de bazı alanlarda dünyada bir ilkini gerçekleştiği, ilçenin tam bir sanal modelinin oluşturulduğu bir projeyle, Dijital İkiz Tabanlı Akıllı Şehir Operasyon Merkezi’ni açıyoruz. Bunun üzerinden ilçe yönetimi ve acil durum müdahaleleri simüle edilerek gerekli önlemler daha yaşanmadan alınıyor. Kentlerin günümüze yakışır şekilde yönetilmesi ve teknolojinin de ihmal edilmemesi, toprağın, yeşilin de ihmal edilmemesi, biraz önce konuştuğumuz gibi vatandaşın her türlü talebinin de karşılanması Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, halkçı belediyeciliğin olmazsa olmazıdır.”
“İŞLERİ, GÜÇLERİ YIKMAK, ELE GEÇİRMEK”
“Tabii burada benim karşımda İzmir’den oy istemiş, oy almış, milletvekili seçilmiş, belediye başkanı seçilmiş ve yüzünü İzmir’e dönmüşler var. Bir de İzmir’e seçim zamanı gelen, oyu isteyen, oy isterken ‘Kente saygılıyız, yaşam biçimine saygılıyız. Bakmayın biz gelirsek şöyle olur, böyle olur’ deyip de oy vermeyince bir kez daha İzmir’e hırslanan, kinlenen ve elindeki kamu gücünü ya da makam güçlerini İzmir’in lehine değil, aleyhine kullananlar var. Onlar bunu yapmaktan vazgeçene kadar biz bu yaptıkları kötülükleri anlatmaktan da vazgeçmemeliyiz. İzmir’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Gençlik Kollarından gelen bir yöneticisi, İzmir belediye başkanları ne yapmak isterse çelme çakma peşinde. Ya da İzmirli bir belediye başkanı neyi iyi yaptıysa, efendim sanki kendisinin o işe emeği varmış gibi sahiplenmenin peşinde. Ama ben yerel seçimlerde gelmiştim. Olmayacağını biliyorduk. Aldığımız sonuçtan belli. 31’de 29 kazanmışız. İki kaybettiğimiz yerin de birini kıl payı bir farkla kaybetmişiz. Aliağa, orada çok özel bir durum söz konusu. Şirketler üzerinden siyasete müdahale ediliyor. Yine de küçük bir farkla kaybetmişiz. O günün çok çalışkan ve başarılı adayını da İzmir’e il başkanı yapmışız. Sayın Çağatay Güç’ü. Bir de Menemen’i kendi hatamızla, elimizdeki bayrağı kendi hatamızla bırakmışız. Millet ders vermiş. ‘Eline verdiğim bayrağı bırakırsan, ben bunun bir kere cezasını keserim’ diye. Onun dışında bütün İzmir’i baştan sona kazanmışız. O günlerde diyorlar ki ‘İzmir’i biz alacağız. Kaleyi yıkacağız, bilmem ne yapacağız.’ Zaten işleri ve güçleri yıkmak, ele geçirmek. Yani sevgiye dair değil de kavgaya dair cümlelerle İzmir’de siyaset yapan bir anlayış ile karşı karşıyayız.”
“YALANLA DOLANLA UĞRAŞANLAR, ŞİMDİ ÇELME ÇAKIYORLAR”
“Biz o günlerde söyledik, ‘Olmaz.’ Olur da bunlar İzmir’i alır. Vallahi ilk işleri nasıl İstanbul’da zamanında yapmışlar. Karşıyaka İskelesi’ni 30 yıllığına TÜGVA’ya vermektir. Alsancak İskelesi’ni 25 yıllığına TÜRGEV’e vermek olur. Asansör’ü Okçuluk Vakfı’na vermek, o Asansör’ün hatırasının canına okumak olur. Ama ‘Biz geldiğimizde İzmir’in değerleri İzmir’de kalır ve İzmir’de korunur’ dedik. Evet geldik, çalışıyoruz, koruyoruz. Onlar her kötülükten medet umuyorlar. Havalar kurak gidiyor. Kendilerinin işi baraj yapmak, yapmamışlar. Su sağlamak, yapmamışlar. Belediyelerimiz binbir gayretle susuzluk sorununu aşmaya çalışıyor. Yağmayan yağmurdan medet uman bir siyaset var. Millet yağmur duasına çıkar, bunlar yağmasın duasına çıkıyor. Allah’ımıza bin şükür, bu kötü niyetli hasetlere inat çok önemli yağmurlar yağdı. Bundan sonra ne İzmir’de, ne İstanbul’da, ne Ankara’da, bugünden itibaren damla yağmasa iki yıl su sorunumuz yok. Ama yalanla, dolanla uğraşanlar şimdi çelme çakıyorlar. Ne yaptılar, İstanbul’da Yerebatan Sarnıcı çok kötü halden iyi olup, turist olunca ya da haksızca aldıkları Galata Kulesi, mahkeme tarafından verilince bir kanun çıkardılar. ‘Geçmişinde vakıf izi olan bütün binalar bizimdir. Geri alacağız’ dediler. Ya ben Grup Başkanvekiliyken de çok uğraştım. Vallahi billahi bu Galata Kulesi’ni ecdadımız Cenevizlilerden benim AK Parti’den kurtardığımdan daha kolay kurtarmıştır. Sürekli aynı saldırı. Şimdi de Galata Kulesi’ne, Yerebatan Sarnıcı’na çökerken; İzmir’de de 531 farklı kurs verilen, on binlerce kursiyerin olduğu, binlercesinin iş bulduğu Meslek Fabrikası’na hem de tapusundaki vakıf şerhi, yıllar önce parası ödenerek kaldırıldığı halde, hukuka aykırı şekilde el koydular. Mahkemeyi kazandık. O söylediğim kişi gitti, müdahale etti. Devletin polisini Meslek Fabrikası’nın üstüne saldı. Değerli siyasetçilerimiz, İzmirlilerle birlikte sahip çıktılar. Şimdi içeride 300 milyon liralık makina ve yatırım boş duruyor. Kapıda polis duruyor. Oradan eğitim alacak İzmirlililer de evlerinde boş boş oturuyorlar. Niye? AK Parti’nin hasetliğinden ve kıskançlığından. Bunu İzmir'e şikayet ediyorum. Erdoğan’a söylüyorum. İzmirli belediye başkanları, Ankara’da ne yapsa, bürokların odasını gidip basan, ‘Benden habersiz yapmayacaksınız, İzmir’i seçtiler, günlerini görecekler’ diyen gençlik kollarından gelen senin milletvekilin var. Saygısız, ağzı bozuk, İzmir düşmanı bir milletvekilinin artık ya sen haddini bildir, ya İzmir ona haddini bildirecek. O çirkin üslubuyla, gencecik belediye başkanlarımızla, kadın belediye başkanlarımızla, İzmir’in seçtiği Büyükşehir Belediye Başkanımızla polemik yapmaya, kavga etmeye çalışmasın. Gölge etmesin, başka ihsan istemiyoruz. Biz İzmir’e hizmet etmek istiyoruz. Senden aldığı güçle, Cumhurbaşkanından aldığı güçle İzmir’e çelme çakıyor. Ben 2011’den beri milletvekiliyim. Manisa’dan muhtar gelir, partisini sormam. Soru bir, gelene, ‘Yoldan geldin, aç mısın, tok musun?’ Soru iki, ‘Ne içersin, çay mı içersin, kahve mi içersin?’ Soru üç, ‘Ne işin var? Gel gidelim birlikte halledelim.’ AK Partili milletvekili, MHP’li milletvekili bir şey yapacak olur, ya da bizim belediyemizin onların bölgesinde yapacağı birşey olur, kendi partiminkinden farksız ikiletmeyiz. Çünkü biz biliriz ki siyaset insana hizmet etmek için yapılır. Bir şehre, bir kente hizmet etmek için yapılır. O kente düşmanlık etmek için, o kente hizmet edenlere çelme çakmak için onlara gelecek parayı, krediyi kısmakla siyaset olmaz. Bizi ‘silkeleyenlere’ engel olanlara söylüyoruz: Durduramazsınız. Çalışıyoruz. Çalışıyoruz. Hep birlikte de iktidara yürüyoruz.”
“İZMİR’İ SÖMÜRÜYORLAR”
“Bakın İzmir ile ilgili rakama bakın, burada oy alıp İzmir’e yüzünün dönenler var, demin söylediğim gibi oy isteyip, istediğini alamayınca sırtını dönenler. İzmir’den 951 milyar lira geçen sene vergi toplamışlar. Neredeyse 1 trilyon. Peki İzmir’e ne kadar yatırım yapmışlar? 32 milyar lira. Yani 30 alıyor, 1 veriyor. Artık öyle ‘kepçeyle’ filan diyoruz, bazı yerde 10 alıp, 1 vermiş. Bu böyle kepçeyle değil, yemek fabrikalarının dev kepçeleri var. Onunla alıyor İzmir’den çay kaşığı ile bile vermiyor. Aldığının 30’da 1’ini İzmir’e yönlendiren, yani İzmir’i adeta sömüren ve İzmir’e üvey evlat muamelesi yapan, düşman muamelesi yapan biri var. ‘Yok yapmıyoruz’ diye açıklama yaparsa ‘laf yapma’ de, ‘laf salatası yapma’ deyin. 1 trilyon lira vergi alıyorsun 30 milyar lira yatırıma para ayırmışsın. 30’da 1. Utanmak yok mu? Hiç dokunmasa, İzmir’in vergisi İzmir’de kalsa bunun 30 katıyla İzmir’e hizmet edilebilir. Dört ayda 1 trilyon 133 milyar lira faize para gitmiş memlekette, yatırıma toplam 242 milyar lira para kalmış. Yatırımın beş katını faize ödeyen, faiz çetesine elini değil kolunu kaptırmış olan bir iktidar var. Ama biz belediye kaynaklarımızı faize değil işte böyle yatırım harcıyoruz. Şunu söyleyeyim. Rakamlar yalan söylemez. En basitini söyleyeyim. Beş yılda hedefledik, ‘Kreş yapacaksınız arkadaşlar, Türkiye’de beş yılda bin kreş istiyoruz’ dedik. 2 yıl geçti, 802 kreşimiz öğrencilerini şu anda misafir eden, eğiten, hizmet eden durumda. Yüzde 80’i tutturduk hedefin. 100 tane öğrenci yurdu istemişiz, 78’i yapılmış. 200 kent lokantası hedefinin 172’sine ulaşılmış. 150 halk market, halk mandıra demişiz, rakam 173’e çıkmış, ilerisine bile geçmiş. Ve sosyal yardımlarda ‘CHP gelirse yardımları keser’ diyenlere inat Cumhuriyet Halk Partisi önceki dönemlere göre tüm belediyelerinde 4.6 kat sosyal yardımları arttırmış. Yani bir tane veren, ‘Gelince bunu kesecekler’ diyen AK Parti’ye inat biz 1 değil 5 vermişiz, daha da fazlasını vermeye yeminliyiz.”
“‘KAPI PARASI’YLA SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
“Son olarak buradan Bornova‘dan otobanın hemen yanından söyleyelim. Türkiye’de Turgut Özal, ilk otobanları yaparken Çeşme Otobanına gelmişti, açılışında demişti ki ‘Semra Hanım, koy bakalım bir kaseti, neşemizi bulalım’ demişti. O gün bugün, Allah razı olsun bu otoban çalışıyor. Tabii üstünden bu kadar zaman geçmiş, Avrupa’daki gibi bu otobanların artık ücretsiz olması lazım. Ama vazgeçmiyorlar, alıyorlar. İzmir’den Çeşme’ye kadar gidiyorsunuz 50 lira para veriyorsunuz. Özellikle şehrin içindeki kapılarda da hiç para vermiyorsunuz, metropol sınırları içinde. Tayyip Bey geldi, ‘Cebinizden 5 kuruş para çıkmadan yeni bir model buldum’ dedi. ‘KÖİ’ dedi, ‘kamu özel işbirliği’ dedi. ‘Parayı İngiltere’den bulacağız, faiz vaat edeceğiz, enflasyonda da İngiltere enflasyonuna tabii’ olacağız. Yani, ‘Ana parayı sterlinle ödeyeceğiz, sterlin üzerinden faiz vereceğiz, İngiltere’de enflasyon varsa onu da ayrıca vereceğiz’ dedi. Ayrıca da araçlara geçiş garantisi verdi. Yani öyle bir nokta ki araba geçerse geçen veriyor, geçmezse hepimizin cebinden yine bu ülkeyi yönetenler veriyor, bizim cebimizden. Bu sistemle İzmir’den Çeşme’ye kadar gidersen 50 lira, aynı yolu bu tarafa gider, Akhisar‘a kadar ya da Kırkağaç’a kadar gidersen 350 lira veriyorsun. Özal’ın yaptığı otoban 1 liraysa Tayyip Bey’in yaptığı otoban 7 lira. Doğrusu, yapım maliyeti çıktıktan sonra bedava olması lazım otobanların da. Hadi 50 lira. Şimdi niyetlenmişler 7 tane otoban, 2 tane köprüyü özelleştirmeye. Parayı neye göre alacaklarmış? Yeni sisteme göre. Yani İzmir’den Çeşme’ye gidişi öbür otobanlardaki fiyatlar gibi 352 lira yapmaya, ayrıca metropol sınırlarında da kalsa otoban gişelerine, otoban çıkışlarına gişe koymaya, yani Konak’tan Güzelbahçe’ye giderken, Konak’tan Balçova’ya giderken otobandan geçenlerden de kapı parası almaya niyetlenmişler.”
“İZMİR’E YAPILAN HER HAKSIZLIĞI BİZ GİDERECEĞİZ”
“Yaparlarsa buna hukuk yoluyla mücadele edeceğiz, davalar açacağız, eylemler yapacağız. İzmirlilerle birlikte gerekirse hayatı durduracağız ama bu işe sonuna kadar karşı çıkacağız. Sen gelince ne yapacaksın? Ben gelince hani Tayyip Bey gelince işe iktidarının belirli bir süresinden sonra işe girişmişti ya ne yapmıştı? Balyoz Operasyonu yapmıştır, Balyoz. Milli ordunun namuslu subaylarına saldırmıştı. Allah izin versin, geldiğimizde iktidara, Almanya’da, Avrupa’da nasılsa, bir şehrin otobanının dışarıdan gelene, geçene transit geçişe paralı olmasını bilmem, o şehrin kahrını çekene otoban bedava. Bizim balyozumuz otobanların gişelerini kırmak için kalkacak inşallah. Gelince balyoz operasyonu yapacağım otoban gişelerine. Değerli İzmirliler, değerli hemşerilerim büyüklerim. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sancak gemisisiniz, sancak gemisi. Donanmanın bayrağını taşıyan gemiye sancak gemisi denir. O sancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik halkçı Türkiye Cumhuriyeti’nin, milliyetçi, devletçi Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği olan, Cumhuriyet’in temel direği olan sancak gemisinin direği de direkte dalgalanan ay yıldızlı albayrak da sizlere emanettir. Cumhuriyet’e sahip çıkmaya, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmaya devam edin. Çok yakında iktidar olacağız, İzmir’e yapılan her şeyi, her haksızlığı biz telafi edeceğiz. Hepinize söz veriyoruz. Hepinize saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.”
27.03.2022