03.08.2026
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
- “1989 tarihli ‘Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu’ adlı kapsamlı raporla Kürt realitesinin kabul edilmesine ilk kez biz öncülük ettik, cesaretle adım attık”
- “2013 yılındaki ilk çözüm sürecine de destek verdik ve ‘Buyurun sorunu çözün’ dedik. Ama öyle gizli kapaklı yapmayın, Meclis’e getirin, orada çözelim diye TBMM’yi de adres gösterdik.”
- “Nihayet 13 yıl sonra yani 2026’da bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak TBMM gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi.”
- “Gerçekçi bir çözüm mimarisi için 4 temel şart: Doğrulanabilir silahsızlanma, demokratik reformlar, bölgesel güvenlik düzenlemesi ve dış müdahaleleri sınırlayacak egemenlik stratejisi.”
- “Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç, ancak Cumhuriyet’in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir.”
- “Asıl soru şudur: Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır? Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir? İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip parti CHP’dir. Çünkü bu ülkeyi biz kurduk, mimarı biziz. Sorunlarını da çözümlerini de en iyi biz biliyoruz.”
- “Biz bu sürece “Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma” süreci diyoruz.”
- “Sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değil, hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlıdır. Biz cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vaat ediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın da o hakkı olacak, bu kadar basit.”
- “Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir.”
- “Bu ülkeyi kuran parti olarak, sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminde yer alan ve "Terörsüz Türkiye" hedefiyle görüşülen çerçeve yasaya ilişkin partisinin vizyonunu ve çözüm haritasını kamuoyuyla paylaştı. Sürecin şeffaf, hukuki ve demokratik bir zeminde yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu; silahların siyasetin dışına çıkarılması, eşit yurttaşlık ve üniter devlet yapısının korunması ekseninde tarihi mesajlar verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'de görüşülen çerçeve yasa tasarısına ilişkin CHP Genel Merkezi'nde kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. Tarihsel belgelere ve CHP'nin geçmişte hazırladığı raporlara atıfta bulunan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, çözümün tek ve meşru adresinin TBMM olduğunu bir kez daha vurguladığı konuşmasında şunları söyledi:
“1989 SHP RAPORU İLE TABULARI YIKAN BİZDİK”
Değerli Basın Mensupları;
Buraya elimde CHP kütüphanesinden bir raporla geldim. Raporun tarihi 1989. 1980’li yıllar, Kürt demenin bile zor dillendirildiği darbe sonrası yıllar. O yıllardaki CHP olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP), bir tabuyu yıkarak "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu" adlı kapsamlı bir rapor hazırladı. Raporda "Kürt realitesinin” kabul edilmesi, anadil yasaklarının kaldırılması savunuluyordu. O günlerde bu rapor yüzünden SHP çok eleştirildi, yerden yere vuruldu ve hakkında soruşturmalar açıldı. Ama iki yıl sonra kurulan DYP - SHP koalisyon hükümeti ilk ziyaretini Diyarbakır’a yaptı. Rahmetli Süleyman Demirel ve rahmetli Genel Başkanımız Erdal İnönü kürsüye birlikte çıktılar ve o meşhur “Kürt realitesini kabul ediyoruz” açıklamasını yaptılar.
O açıklama Cumhuriyet tarihimiz için önemli bir andı ve aynı zamanda çok önemli bir adımdı. Buna biz öncülük etmiştik. İlk kez biz cesaretle bu sorunun çözülmesi için önemli bir adım atmıştık. Daha sonraki yıllarda da CHP çok sayıda benzer Kürt raporları hazırladı. Bu raporların tümü Partimizin arşivlerindedir.
Bu sorunun aşılması için 2013 yılındaki ilk çözüm sürecine de bu yüzden CHP olarak destek verdik ve “Buyurun sorunu çözün” dedik. Ama öyle gizli kapaklı yapmayın, Meclis’e getirin, orada çözelim diye TBMM’yi de adres gösterdik.
2020 yılında yaptığımız kurultayda da yine bu soruna değinmiş ve “Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve TBMM’nin öncülüğünde çözülecek; Türkiye'nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir” diye taahhüt etmiştik. II. Yüzyıla Çağrı Beyannamemizin önemli saptamalarından biridir.
Nihayet 13 yıl sonra yani 2026’da bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak TBMM gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi.
“GERÇEKÇİ BİR ÇÖZÜM MİMARİSİ İÇİN 4 TEMEL BOYUT”
Gerçekçi bir çözüm mimarisi en az dört ayrı boyutu içermek zorundadır. Dört boyutuyla birlikte çözüm süreci başarıya ulaşabilir. Nedir bunlar?
1. Terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesi;
2. Türkiye’nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların yapılması;
3. Irak ve Suriye’deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi;
4. Dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması.
Bu dört boyut, her aşamada dikkate alınmak zorundadır. Çünkü Türkiye kendi iç barışını kurarken dış jeopolitik hesaplara karşı da dikkatli olmak zorundadır. Bu mesele, Türkiye’nin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği içinde, kendi Meclisiyle, kendi hukukuyla, kendi yurttaşlarıyla çözmesi gereken bir meseledir. Dolayısıyla Türkiye, hem güvenlik mimarisini hem de toplumsal barışını hukuk ve demokrasi temelinde oluşturmak zorundadır.
“TERÖR SONRASINDA NASIL BİR TÜRKİYE KURULACAK?”
Bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir güvenlik başlığı, yalnızca bir yasa hazırlığı, yalnızca bir örgütün silah bırakması veya kendini feshetmesi meselesi değildir. Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır. Bu süreç, ancak Cumhuriyet’in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir, bu gerçeği unutmamak gerekiyor. Bu nedenle asıl soru şudur: Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır? Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir?
İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip parti CHP’dir, herkes bunu bilmeli. Sorunu ilk keşfeden, ilk gören, ilk raporu hazırlayan, çözüm önerilerini getiren, bütün eleştirilere göğüs geren tek parti CHP'dir; kimse bunu, bu gerçeği unutmasın. İşte bunu yapabilecek parti CHP olduğu için gücümüzü nereden alıyoruz? Çünkü biz bu ülkeyi kuran partiyiz. Bu ülkenin mimarı biziz, CHP'dir. Sorunlarını da çözmesini, akılcı politikalar üretmesini de bilen bir partiyiz.
“CUMHURİYET’İ DEMOKRASİYLE TAÇLANDIRMAK NE DEMEKTİR?”
Biz bu sürece “Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma” süreci diyoruz. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak nedir?
• Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; güvenliği hukukun yerine koymadan, özgürlüğü de güvenliğin karşısına dikmeden, bu iki değeri aynı anayasal düzen içinde birleştirebilmektir. Bu kapasiteye siyasetin sahip olması lazım.
• Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; silahın siyasetten tamamen çıkması, siyasetin de kapalı pazarlıklardan çıkarak Meclis’in, hukukun ve milletin denetimine girmesidir.
• Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; farklı toplumsal aidiyetleri çatışma alanı olmaktan çıkarıp ortak Cumhuriyet yurttaşlığı içinde güvence altına almaktır.
• Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yapmaktır.
Dolayısıyla, bu sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değil, hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlıdır.
Biz cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vaat ediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin de o kadar hakkı vardır.
“KIRMIZI ÇİZGİMİZ: TERÖRÜN BİTMESİ VE ÜNİTER DEVLET YAPISI”
Bu mesele sadece bir demokrasi ve hukuk meselesi de değildir. Bu mesele Türkiye’nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir. Hiç kimse unutmasın, biz bu meselemizi çözmeden, güçlü bölgesel bir aktör haline gelemeyiz. Bu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor.
Şunu da unutmamak gerekir. Önce Kürt vatandaşlarımızla, ardından Kürt komşularımızla kuracağımız güçlü bağlar, Türkiye’nin gelecek vizyonunu da şekillendirecektir. Bu noktada açık bir ilkesel çerçeve ortaya koyuyoruz. Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı bizim kırmızı çizgimizdir. Bu bağlamda;
• Silahın siyasetin dışına çıkmasına evet.
• TBMM merkezli sürece evet.
• Hukuk devletine evet.
• Eşit yurttaşlığa evet.
• Demokratik siyasetin güçlenmesine evet.
• Üniter yapının korunmasına evet.
• Bölgesel barışa evet.
“HİÇBİR SİYASİ MENFAAT DÜŞÜNMEDEN ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYUYORUZ”
Bu nedenle çağrımız açıktır:
• Sürecin tüm aşamaları bundan sonra da TBMM merkezli yürütülmelidir.
• Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır.
• Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır.
• Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir.
• Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır.
Bu ülkeyi kuran parti olarak, sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz. Ülkemizin huzuru, bölgenin huzuru için açıkladığım çerçeve içinde çözüm Türkiye’yi rahatlatacaktır. Yeter ki bir kişi daha ölmesin, yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun.
27.03.2022